10.Sınıf Tarih Kitabı Sayfa 124-125-126-127 Cevapları

YARDIM İÇİN FACEBOOK HESABIM : https://www.facebook.com/mehtap.simsek.35
By admin - Tarihi: Pazartesi, Mart 4, 2013 - Kaydet & Paylaş - Yorum Yaz

10.Sınıf Tarih Kitabı Sayfa 124-125-126-127 Cevapları MEB

SAYFA 124

SORU : Bilim İnsanlarının Düşünce Hayatına ve Bilimsel Gelişmelere Katkıları Neler Olabilir ?

Bilim insanları ,insanların daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasına, bilinmeyen olguları bulmasına ve yeni şeyler öğrenmesine ön ayak olmuşlardır.


Bilim insanları, her aşamada sanat ve yaratıcılıkla beslenerek insanların hayat koşullarını iyileştirmek için çalışırlar.
İlk çağlardaki filozofların dünyayı ve etrafı anlamaya çalışması, merak duyguları, belirli kriterlerin doğmasına ve bunların çeşitli ideolojilere dönüşmesine yol açmıştır. Bilimin temelleri atılıncaya kadar, tartışma ve deney olgusu insanlar tarafından geliştirilmiş ve bu bir arayış haline dönüşmüştür. İlk dönemlerde belirgin bir felsefe-bilim ayrımı yoktur ve birçok büyük bilim adamı aynı zamanda filozoftur. Deneyin ve sonucun klişe haline gelmesi bilimin artık istenilebilir düzeye gelmesini sağlamıştır. 19. yy a kadar gelişme kateden bilim aslında kendi içinde bir savaş vermiş, birçok özgün araştırmacı, düz mantıkla hareket eden ortaçağ liderlerine yenik düşmüştür. Aristo’nun fiziğinden daha farklı düşüncelere sahip olan Galileo kendi zamanının bilim adamlarıyla ters düşmeye başlamıştı. Bilim, tarihi sürecinde bu tip sahnelere sürekli tanık olmuş, deney ve gözlem sonucunda çöken kanunların yerini başkaları almıştır.
Gerçek ve varlığın amacını soruşturan felsefe sistematik düşünmeyi gerektirmektedir. Klasik antik çağ felsefesiyle başlayıp, Thales[14], Anaximenes[15],Pythagoras[16], Demokritos[17], Gorgias[18], Empedokles[19], Heraklitos[20], Parmanides[21], Sokrates, Plotinos[22], Platon[23] ve Aristoteles[24] gibi filozoflar, gitgide gelişen ve şekillenen felsefi soruların şekillenmesini sağlamışlardır. Din odaklı Ortaçağ felsefesinde Hıristiyanlığın kendisine bir aracı olarak kullandığı felsefe, Tanrı, bilgi, inanç eksenlerinde yoğun şekilde kullanılmıştır. Aydınlanma Çağı’nda yapılan felsefede akıl ön plana çıkmıştır. Düşünce sistemindeki temel görüş, insan aklının aydınlattığı kesin doğrulara ve bilgiye doğru ilerlemektir. Geçiş dönemi felsefesi olarak bilinen Rönesans felsefesi, bilimde ve düşünce sistemindeki yeni gelişmelerin yer aldığı bir dönemi kapsar. Yeniden doğuş manasına gelen rönesans, önceki çağlardan çok farklı bir düşünce sistemine geçişin köprüsü konumundadır.
Bilim ve felsefenin ayrışması modern çağa yaklaşırken iyice belirginleşmiş, bununla birlikte felsefe ile bilim tamamen birbirinden kopmamış ve gerek genel olarak bilimin felsefesi olan bilim felsefesi gerekse bilim dallarının tek tek felsefî yönden incelendiği felsefe dalları (örneğin fizik felsefesi) varlığını sürdürmekte ve gerek bilim gerekse felsefe alanlarında önemli roller oynamaktadır

 

SORU : Yukarıdaki düşünürlerin bilim, insan ve eğitim kavramları hakkındaki düşünceleri hakkında neler söylenebilir?
Aydınlanmacı düşünürler,akıllarıyla kavrayamadıkları, deney ve gözlem yoluyla ispat edemedikleri bilgileri reddetme
yoluna gitmişlerdir.Akıl,deney ve gözlemi ön plana çıkardılar.

SAYFA 125

Yukarıdaki tablodan yola çıkarak aydınlanma düşüncesinin günümüz olaylarına ve düşünce sistemlerine etkilerini tartışınız?

Avrupa’da Düşünce Alanındaki Gelişmeler
Avrupa’da Rönesans ve Reform hareketleri sonrası skolâstik düşünce sistemi yıkıldı.

· 17. yüzyılda Akıl Çağı, 18. Yüzyılda ise Aydınlanma Çağı denilen düşünce akımı ortaya çıktı.

· 18. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan her konuda akla öncülük tanıyan düşünce sistemine “Aydınlanma”, bu düşünce sistemi ile gelen yeni döneme ise “Aydınlanma Çağı” adı verilir.
· Aydınlanma Çağı’nda “aklın kullanılması ile doğru bilgiye ulaşabileceği” fikri temel olarak kabul edildi.
· Bu dönemde akıl, deney ve gözlem önem kazandı, doğa bilimlerinde büyük gelişmeler sağlandı.
Avrupa’da geçmişten kalan pek çok düşünce sistemi değişti, yerini akılcı düşünce sistemi aldı.
Avrupa’da mutlakiyet yönetimleri yıkıldı. Meşrutiyete ve demokrasiye dayalı yönetim biçimleri ortaya çıktı. Kilise kurumunun devlet ve toplum üzerindeki etkisi zayıflayarak yönetimde din ve vicdan özgürlüğünü sağlamayı amaçlayan laiklik anlayışı gelişti. Aydınlanmacı düşünürlerin yazılarıyla yaygınlaştırdığı özgürlükçü düşünceler Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşunda ve Fransız İhtilali’nin çıkışında etkili oldu. Akılcı ve Aydınlanmacı düşünürlerin etkisiyle Avrupa’da bilimsel, siyasi ve toplumsal alanda görülen değişim, ekonomik gelişmeleri de etkilemiştir. Bilimsel alandaki gelişmeler, kol gücüne dayalı üretimden makine gücüne dayalı üretim biçimine geçilmesine neden olmuştur. Sanayi İnkılabı adı verilen üretim alanındaki değişim, Avrupa’da işçi sınıfı ve işçi hakları kavramlarının ortaya çıkmasına neden oldu. İşçi ve işveren sınıflarının çıkar çatışmalarına çözüm amaçlı olarak Aydınlanmacı düşünürler tarafından kapitalizm, liberalizm, sosyalizm ve komünizm gibi ekonomik ve siyasi akımlar ortaya çıktı.
Akıl ve Aydınlanma Çağı’nın Sosyal-Ekonomik ve Bilimsel Sonuçları
¨· Bilimde akıl, deney ve gözlem yöntemi ön plana çıktı.
¨· Bilim ve teknoloji gelişti.
¨· Sanayi İnkılâbı ortaya çıktı.
¨· Ham madde ve pazar arayışı ortaya çıktı.
¨· İşçi sınıfı ortaya çıktı.
¨· Üretim arttı.
¨· Sağlık alanında gelişmeler oldu.
¨· Nüfus arttı.
¨· Toplumsal hayatta ayrıcalıklar kaldırıldı.
Akıl ve Aydınlanma Çağı’nın İdari ve Siyasi Sonuçları
¨· Özgürlük, eşitlik, insan hakları, milliyetçilik kavramları ön plana çıktı.
¨· Fransız İhtilali çıktı.
¨· Mutlakıyet yönetimleri yıkıldı.
¨· Yönetimde demokrasi ve laiklik kavramları öne çıktı.
¨· Sömürgecilik, kapitalizm, liberalizm, komünizm ve sosyalizm kavramları ortaya çıktı.
¨· Milliyetçilik ve işçi haklarıyla ilgili ihtilaller ortaya çıktı.
¨· Devletlerarası bloklaşma ve rekabet oluştu.
¨· Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı çıktı.
18. Yüzyılda Gerçekleştirilen Bazı Buluşlar
¨· 1701- Tohum makinesi üretildi.
¨· 1705- Buhar makinesi üretildi.
¨· 1714- Civalı termometre bulundu.
¨· 1721- Çiçek aşısı üretildi.
¨· 1728- Işık sapması keşfedildi.
¨· 1732- Çelik eritildi. Sülfürik asit üretildi.
¨· 1759- Deniz kronometresi bulundu.
¨· 1750- Samanyolu galaksisi bulundu.
¨· 1764- Buhar makinesi geliştirildi.
¨· 1768- Hidrojen keşfedildi.
¨· 1779- Çıkrık makinesi bulundu.
¨· 1783- Buharlı gemi yapıldı.
¨· 1788- Harman makinesi yapıldı.
¨· 1800- Pil üretildi.

SAYFA 126

SORU : Görsellere bakarak XVIII. yüzyıldan İtibaren Fabrika Üretimine Geçilmesi ve Teknolojide Yaşanan Gelişmeler İnsan Hayatını Nasıl Etkilemiştir?

Her türlü üretim faaliyetinde kol gücünün yerini, makine gücü aldı.
Bilim alanında gerçekleştirilen buluşların alet yapımıyla teknolojiye dönüştürülmesi Sanayi İnkılabı’nı ortaya çıkardı.
Aşamalı olarak gelişen Sanayi İnkılabı XIX. yüzyılda dünya dengelerini etkilemeye başladı.
Sanayileşen Avrupa devletleri dünya politikasında ağırlık kazandı. Demir yolları kuruldu ve buharlı
gemilerle ulaşım sistemi gelişti. Avrupalılar büyük sermayeli şirketler kurarak bankacılık sistemini
geliştirdiler. Sanayileşme tarımsal üretimin artmasına ve tarımda çalışan iş gücü fazlasının fabrikalara
kaymasına neden oldu. Ekonomide tarımsal üretimin yerini sanayinin alması iç göçe neden oldu.
Şehirlerin nüfusu arttı. İşçi sınıfı ve işçi hakları kavramı ortaya çıktı.Avrupa’da işçi haklarına yönelik iç
karışıklıklar yaşandı.İşçi haklarına yönelik düzenlemeler yapıldı
SORU : Sanayi İnkılabı’nın Sanayileşemeyen Ülkeler ve Osmanlı Devleti Üzerindeki Etkileri Neler Olmuştur?

Sanayi İnkılabı, Osmanlı ekonomisini olumsuz etkiledi. Osmanlı Devleti’yle Avrupa devletleri
arasındaki güç dengesi Osmanlılar aleyhine bozuldu. İngiltere’nin fabrikalarda işlediği dokumaların
Osmanlı pazarlarına girmesi, Osmanlı dokuma tezgâhlarının kapanmasına yol açtı. Osmanlı Devleti
XVIII. yüzyılda siyasi baskısını hissettiği Batılı devletlerin XIX. yüzyılda ise ekonomik işgaline uğradı.
Avrupa devletleri, Osmanlı Devleti’nin zayıf durumundan yararlanarak ticari ayrıcalıklar elde ettiler.
Osmanlı’nın topraklarını açık pazar olarak kullanmaya başladılar.
Avrupa Devletleri ,gelişmemiş ülkeleri ve milletleri siyasi ve ekonomik olarak himayelerine alıp
bu bölgelerin yer altı, yer üstü kaynaklarını istedikleri gibi kullanmaya başladılar.

SAYFA 127

SORU : Yukarıdaki görsel, harita ve metinleri inceleyerek sömürgeciliğin gelişimi hakkında neler
söyleyebilirsiniz?

18. yüzyılda başlayan sanayi inkılabının ardından 19. yüzyılda sanayileşmede ki gelişmeler neticesinde buhar makinelerinin kara ve deniz ulaşımında kullanılması yeni uluslar ve kıtalararası ekonomik ve ticari münasebetleri geliştirdi.19 yüzyılda tamamıyla sanayileşen İngilizler, diğer ülkelerle ekonomik bağlarını güçlendirdiler.Avrupa da ki diğer devletlerde İngilizlerin takip ettiği yolu izlemeye başladılar. Tarihte sömürge kurmak, büyük toprak kazanmak, büyük devlet olmak için gerekli sayılmaktaydı.Sömürgecilik bazen dini sebeplere dayanarak da olmuştur.Osmanlı devleti de din faktörüyle yayılmaya çalıştığı zaman başka devletlerle çatışma haline gelmiş ve askeri bakımdan önem kazanmıştır.Bunun için sömürgecilik hareketleri bazen askeri ve stratejik sebeplere de dayanmaktadır. İngiltere’nin 1878 de Kıbrıs’a yerleşmesi gibi. Asık ekonomik ve siyasal faktörler sömürgecilikte rol oynamaktadır[1] .
Avrupa’yı 1890lardan itibaren sömürgeciliğe iten faktör tamamen ekonomiktir.1870lerden sonra endüstrinin gelişmesi başlıca ekonomik faktör olarak görünmektedir. Endüstrinin gelişmesi ortaya bir takım önemli problemler çıkarmaktadır. Endüstri geliştikçe üretim artmıştır, üretim arttıkça endüstri ülkelerinin kendi nüfusları bu üretimi tüketemez olmuşlardır.Bir üretim fazlası ortaya çıkmıştır .Bu üretim fazlasını dağıtacak alanlar aramaya başlamışlardır[2].
Öte yandan endüstrinin ham madde problemi ortaya çıkmıştır. Avrupa’nın sınırlı hammadde kaynağı karşısında yeni hammadde sağlayacak topraklar elde etme zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. 19 ve 20. yüzyılın başında, sömürgeciliğin en etkili vasıtalardan biri demir yoludur. Demiryolu bilhassa Asya ve Afrika da sömürgeciliğin en gelişmesinde önemli bir vasıtadır. 19. yüzyılda sömürgeciliğin iki aktif alanı Afrika ile Uzak Doğu olmuştur. Orta ve Güney Amerika Amerika Birleşik devletlerinin nüfuzu altına girmiş ise de bu durum Afrika ve Uzak Doğudan farklı olarak doğrudan doğruya bir sömürgecilikten ziyade özel bir münasebet düzeni şeklinde ortaya çıkmıştır.Demir yolları ağını genişleterek kara bölgelerinin içlerine kadar girdiler ve maddi manevi nüfuslarını korudular[3]

İlk Avrupa Sömürgeciliği

İlk sömürgecilik 15. yüzyılın sonlarında başlayan deniz yolculuklarıyla başladı. Deniz yolculukları İspanyol ve Portekiz krallıkları tarafından düzenlenerek Portekizliler Afrika’nın batı kıyıları boyunca Güneye doğru ilerlediler [4]. Çin ile ticari faaliyette bulunmak istiyorlardı.
Doğu ve Batı yarımkürelerindeki Avrupa sömürgeciliğinin kökleri, baharat ticareti için kaynak bulmak ve masalsı krallıkların varlığını keşfetmek isteyen Portekiz kaşiflere kadar geri gider. Avrupa dışındaki ilk ayak izi Ceuta’nın 1415’de fethedilmesiyle atılır. Onbeşinci yüzyılda Portekiz denizciler 1488’de Bartolomeu Dias’ın Ümit Burnu’nun çevresinden dolanarak Afrika kıtasının aşılabildiğini gösterip Vasco da Gama’nın 1498’de Hindistan’a ulaşmasına yol açana dek Atlantik adalarını ve tüm Afrika sahillerini keşfetmişlerdir.
Portekiz denizcilerin başarıları Christopher Columbus’un 1492’de İspanyol finansmanıyla batı kıyılarına doğru yeni bir keşif rotasına çıkmasının önünü açmıştır. Columbus Japon sahillerine vardığı inancıyla günümüzde Bahamalar denilen yere ulaşmış ancak gerçekte Amerika denilen yeni bir kıta keşfetmişti.Orta ve Güney Amerika’ya yerleşen İspanyollar yerlilerle kültür birliği kurarak kısa sürede onlara Hıristiyanlığı ve İspanyol dilini benimsettiler hatta yerlilerle evlenip kaynaştılar. Bundan dolayı İspanyol sömürgeciliği ;Portekiz sömürgeciline nazaran daha uzun ömürlü oldu.Avrupalı denizciler açık deniz yolculuna elverişli gemileri hazırladıktan sonra ucuz baharat taşımak için yeni yollar aradılar. Uzak Doğu ticaretiyle Avrupa’ya ucuz ve bol miktarda baharat getirdiler. Portekiz ve İspanyol gemicilerine açık denizlere iten diğer bir faktör değerli madenlerden altın ve gümüş elde etme duygusuydu Portekizlilere nazaran İspanyollar Orta ve Güney Afrika’ya ulaşıp yerlilerin elinde bulunan zengin altın ve gümüş kaynaklarını alıp Avrupa’ya taşıdılar.

Kategorisi Tarih • Tags: , , , , , , , , , ,

Yorum Yaz

Protected by Copyscape Online Infringement Detector