Tekerleğin Gelişim Evreleri

YARDIM İÇİN FACEBOOK HESABIM : https://www.facebook.com/mehtap.simsek.35
By admin - Tarihi: Perşembe, Mart 21, 2013 - Kaydet & Paylaş - Yorum Yaz

TEKERLEĞIN BULUNMASI-Tekerleğin Gelişim Evreleri

Tekerlek tarihçilere göre MÖ (3800—3200) yılları arasında Sümerler’in Uruk döneminde bulunmuştur. İlk hali daire şeklinde değil, sekizgendir. Ateşten sonra insanlık tarihini değiştiren ikinci icattır. Bir kısım tarihçiye göre de Doğu Avrupa’lı çömlek.iler tarafından bulunup kullanılmıştır. İddia edilene göre tekerleğin fikir babası gübreböcekleridir. Ulaşımda kullanılan en eski tekerle, mö 3200 yıllarına ait bir mezopotamya resminde görülmektedir. İlginç olan ise tekerlikli ulaşımın 15. yüzyılın sonlarına kadar Güney Amerika’da bilinmemiş olmasıdır.

Tekerleği ilk olarak çömlekçilikte ve tarımda kullanılmıştır. Şimdiye kadar bulunan en eski saban Mezopotamya’da olduğuna göre tekerleğin de ilk bulunduğu yerin Mezopotomya olduğu söylenebilir.

Tekerlek belki de bütün çağların en önemli mekanik icadıdır: makinelerin çoğunda, saatlerde,yeldeğirmeninde ve buhar makinelerinde, ayrıca otomobil ve bisiklet gibi taşıtlarda tekerlekler ve tekerlek ilkesine dayanan çarklar vardır. İlk tekerlek günümüzde Irak’ın kuzey kesimini içine alan Mezopotamya’da, günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce ortaya çıktı. Çömlekçilerin kil toprağı işlemede yardımcı bir araç olarak kullandıkları tekerleğin aynı dönemde arabalara takılması, ulaşımda köklü bir dönüşümün yolunu açtı ve ağır gereçler ile büyük eşyaların daha kolay taşınmasını sağladı. Bu ilk tekerlekler, tek parçaydılar ve tahta kalaslardan dilim olarak kesilmiş parçaların birbirine tutturulmasıyla yapılıyorlardı. İspitli(parmaklı) tekerleklerse, i.ö. 2000 dolaylarında ortaya çıktı ve daha hafif oldukları için, özellikle savaş arabalarında kullanıldı. Tekerleğin daha hızlı dönmesini sağlayan göbek takımlarıysa, i.ö. 100 dolaylarında geliştirildi.

Tekerlek hakkında ilk bilgi, milattan 3500 yıl önce Sümerlerin kullandığı iki tekerlekli araba olarak belirlenmiştir. Diğer bütün keşifler gibi tekerleğin keşfinde de daha önceden bilinen düzenlerin rolü olmuştur. 2000 yıl süreyle büyük ağırlıkların taşınması için yuvarlak cisimler kullanılmış, yükler hayvanlar tarafından sürüklenen ağaç gövdeleri ve kızaklar üzerinde nakledilmiştir. Bu tip kızaklar altındaki gövdelerin kılavuzlarla gönderilmesi taşımayı büyük ölçüde geliştirmiş daha sonra kılavuzların karşılaştığı güçlükleri kaldırmak için gövdenin ortası inceltilmiştir. Böylece gövdenin iki tarafında ilk tekerlekler elde edilmiştir. Nihayet sabit dingillere takılıp serbestçe dönebilen tekerlek tipine ulaşılmıştır. Arkeolojik bilgilere göre tekerleğin menşeinin Yakın Doğu olduğu anlaşılmaktadır. Tekerlekli araçlar Sümerlerde M.Ö. 3500, Asurlularda M.Ö. 3000, İndüs Vadisinde M.Ö. 2500, Orta ve Kuzey Avrupa’da M.Ö. 1000 ve İngiltere’de M.Ö. 500 yıllarında bilinmekteydi. Bu sıra, tekerleğin tek bir menşe’den yavaş yavaş Eski Dünya’ya yayıldığını göstermektedir.

İlk tekerlekli araçların birçok mahzurlu yanları olduğundan sınırlı kullanma alanları vardı. Dört tekerlekli araba da hemen iki tekerlekli kadar eskidir. Bunlara hareketli bir ön dingil takılana kadar bütün gövde kaldırılmak suretiyle yönlendiriliyorlardı. Ayrıca kullanılan öküz veya eşeklerle hız çok azdı. Ancak M.Ö. 2000 yıllarından sonra daha süratli olan atın, Asya steplerinden Mezopotamya’ya sonra iki tekerlekli araba bir savaş aracı olarak kullanılmaya başlandı.

Tekerleğin bir makinaya ilk uygulaması değirmen taşının akan bir suya karşı konulmuş su dolabıyla döndürülmesidir. Bu düzen Yakın Doğudan M.Ö. 1. yüzyılda yayılmış çok geçmeden basit dişliler ilave edilerek ilk un değirmenleri yapılmıştır. Bundan sonra tekerleğin kullanıldığı yerler gittikçe genişlemiş, su dolabıyla işleyen mekanik çekiçler, maden öğütme değirmenleri ve dirsekli millerle körükler ve yel değirmenleri geliştirilmiştir.

Dişli çarkların bulunmasından sonra saat mekanizması gibi daha karmaşık sistemler yapıldı. Zamanla bu hususta büyük gelişmeler oldu.

İnsanoğlu otomobili icat edene kadar pek çok aşamadan geçti. Daha teknoloji diye bir olgunun var olmadığı, insanların doğayla mücadele içinde oldukları bu dönemde, hayat şartlarını kolaylaştırmak için binek hayvanları kullanılıyordu. Ardından, insanoğlunun yaşamını kolaylaştıracak, insanlık için oldukça önemli olan tekerlek icat edildi. Tekerlek ilk önce binek hayvanlarıyla kullanıldı. Daha sonra ise tekerlek yardımı ile at arabaları, kızaklar ve tarımda kullanılabilecek çeşitli araçlar elde edildi. Artık insanların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan; tarım, taşımacılık, göç gibi ihtiyaçlarını gerçekleştirmek daha kolay hale gelmişti.

Tarih boyunca her zaman ihtiyaçlar, yeni buluşları ortaya koydu. Binek hayvanlarının kullanımını kolaylaştıran at arabaları zamanla ihtiyaçları gidermede yetersiz kaldı ve daha iyiye ulaşma çabasıyla ilk bisiklet yapıldı. İki tekerlekli bisikletten sonra, hızla üç tekerliye geçildi. Sanayi Devrimi ile her alanda makine kullanımı yaygınlaştı, yeni buluşlar yapıldı. Buhar gücü kullanılmaya başlandı ve ilk olarak buhar gücüyle kullanılan makineler yapıldı. Buhar gücüyle kullanılan makineler, tekerli arabalara uygulandı. İlk buharlı araba, 1770 yılında Cugnot tarafından yapıldı. Böylece otomobilin icadında ilk adım atılmış oldu. Ardından da hızla motorlu taşıtlara geçildi. Böylece hız kazanan teknoloji, insanları da beraberinde götürmüş, artık onlara da hız kazandırmıştı.

Hızlanan çalışmalar sonucu ilk motorlu taşıt 1885 yılında Alman Karl Benz tarafından yapıldı. Yapılan taşıt, dönemin özelliklerini taşıyordu ve sadece iki kişilik bir bisiklet biçimindeydi. Yaklaşık bir yıl sonra Gottlieb Daimler motoru atlı arabalara monte etti.

Ulaşılan bu sonuçlardan sonra çalışmalar hızlanmıştı ve klasik tip araba icadı fazla gecikmedi. 1891 yılında, Fransız Rene Levassor bilinen ilk klasik tip arabayı icat etti. 2000’li yıllara yaklaştıkça her an etrafımızda görebildiğimiz bu araçlara insanlar o dönemde o kadar yabancılardı ki, önden giden bir kişi elinde bayrak sallayarak taşıta yol açıyordu.

Sonunda insanların hayatına hız kazandıracak olan icat yapılmış, dört tekerli araç hayatlarına girmişti. Bu icat yeryüzündeki hareket olgusunu doğadan alıp insana vermişti.

23 Temmuz 1903 Ford Motor Company ilk otomobili satışa sundu. “Ford Model A” adı verilen ve saatte 48 km hız yapabilen iki silindirli otomobilin fiyatı 850 dolardı. 12 Ağustos 1908 Ford marka ilk araba üretildi.

Otomobil üreticisi Ford Motor Company’nin kurucusu olan Henry Ford, 30 Temmuz 1863 Wayne County, Michigan, ABD’de doğdu.Ransom Eli Olds’un kendine ait Oldsmobile isimli otomobil firmasında 1902′de basit tarzda geliştirdiği yürüyen bant tekniğini, zaman içerisinde Ford tutarlılıkla mükemmelleştirdi. Ford’un otomobil üretim taslağı sadece sanayi üretimini değil, kültürü de etkiledi (Fordizm).

1879 yılında evinden ayrılarak makinistliği öğrenmek için yakınındaki Detroit’e yerleşen Ford, öğreniminden sonra Westinghouse Company’de iş bularak benzin motorları üzerine çalışmalar yaptı. Clara Bryant ile evliliğinden sonra maddi durumunu kendine ait bir kereste fabrikasıyla iyileştirdi. Thomas Alva Edison’in kurduğu Edison Illuminating Company’de 1881 yılında mühendisliğe başladı. Dünyaca ünlü buluşcu Edison ile Ford sonraki yıllarda arkadaş oldular. Basmühendisliğe terfisinden sonra yakıt motorları üzerindeki şahsi araştırmalarına yeterince zaman ve para ayırabilen Ford, Quadricycle isimli aracının gelişimini 1896 yılında tamamladı. Sözkonusu başarının ardından Edison Illuminating’den ayrılarak, başka yatırımcılarla birlikte 1899 yılında Detroit Automobile Company’i kurdu. Kendi modellerinin üstünlüğünü göstermek amacıyla araçlarını başarıyla diğer üreticilerin araçlarıyla yarıştırdı. Ancak 1901′de Detroit Automobile Company iflas etti.

1903′te Henry Ford 11 yatırımcıyla birlikte 28.000 Dolar sermayeyle Ford Motor Company’i kurdu. Şirket tarafından 1908′de piyasaya sürülen Modell T 1913′e kadar üne kavuştu ve ABD yollarının her yerinde yaygındı. Aynı yıl Ford’un fabrikalarında yürüyen bantlı üretimi başlatması verimliliği yüksek derecede çoğalttı. 1918 yılında ABD’de kullanılan arabaların yarısı Modell T idi. Aynı modelden 1927 yılına kadar 15 milyon araç satılarak 45 yıl süre tutulacak rekor kırıldı.

Henry Ford’un çalışanlarına karşı özel bir tutumu vardı. Çalışanların 1913 yılında 8-saatlik çalışma gününe karşı aldıkları 5 US Dollar günlük ücret, 1918 yılında o zamana göre olağanüstü miktar olan 6 Dolara yükseldi. Ayrıca Ford çalışanlarına kara katılım arz ediyordu. Öte yandan fabrikalarında sendikalaşmaya kesinlikle karşı olan Ford, sendika faaliyetlerini önlemek için Harry Bennett’i işe aldı. Bennett sendika örgütlenmelerini yıkmak için yıldırma stratejileri izledi. United Auto Workers’in 1941′de yürüttüğü grevin sonunda bazı Ford fabrikalarında toplu sözleşmeler üzerinde anlaşılabilindiyse de, sendikal örgütlenme ancak Ford ve Bennett’in 1945′de şirketten ayrılışından sonra fabrikalarda büsbütün yayıldı. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Henry_Ford)

Fakat 90’lı yıllarda Henry Ford’un direk olarak Hitler’e ve Naziler’e yardımda bulunduğuna dair iddialar ortaya atıldı bazı ipuçları elde edildi. Hatta birçok Yahudi ailesi Henry Ford’u protesto etmek için kullandıkları Ford marka otomobillerini yaktılar. Henry Ford’un Naziler’e yardım ettiğini belirten fotoğraf ve çek koçanları Amerikan Hükümeti tarafından şimdiye kadar basına sunulmadı.

Başka tarihi kaynaklarda da tekerleğin bulunması ve arabanın icat edilmesi şu şekilde açıklanmıştır; Önce M.Ö. 3000’de tekerlekli arabalar bulundu. Hayır! Atlara değil öküzlere çektiriliyordu bu araba. M.Ö. 2000’lerde bu arabalar Hindistan’dan Suriye’ye kadar geniş bir alanda kullanılıyordu. Daha sonra at ve deve devreye giriyor. M.Ö. 2000 de at M.Ö. 1000’de de devenin kullanımı yine bugün Ortadoğu denilen bölgede yaygınlaşmaya başlıyor.
Bu yukarıda sıraladığımız dönemler tarih sahnesine büyük uygarlıkların çıkmaya başladığı dönemdir. Mısır, Sümer, Hitit. Bu uygarlıklar gelişen tarım üretimi karşısında tarımsal üretimi çeşitli zararlara karşı garanti altına almak için hammadde ihtiyacına ihtiyaçları vardı. Bunun için bu hammaddeleri alabilecekleri bölgelerle ticari ilişkilere girmek durumundaydılar. Ve böylelikle biraz daha konumuzun derinliklerine iniyoruz. Yollar açılmaya, bunların bakımı yapılmaya ve güvenliği için çalışılmaya başlandı.

Bu konuda ilk bilgiler Heredot’tan gelir ve Pers krallığına hükmeden Ahamenid soyuna aittir. Heredot’un dediğine bakılırsa “Kral Yolu” boyunca çok güzel kervansaraylar var imiş. Toplam konaklama merkezi sayısı 111 olan bu yol daima yerleşim merkezlerini takip ediyormuş ve güvenliği de çok sıkı bir şekilde takip ediliyormuş. Daha sonra bu yapı Yunanlılar Perslileri dağıttıktan sonra da varlığını Sasanilerle devam ettirdi. Onlardan da Abbasiler devraldı.

Fakat eldeki bilgilerin fazlalığı ve sistemin gelişmişliği açısından Roma Haberleşme sisteminin mutlaka zikredilmesi gerekir. M.Ö. 3. y.y ‘dan itibaren genişleyen imparatorlukta birkaç farklı yapılanma gözlenir. Özellikle yol yapımına çok önem vermişlerdir. Üç tip yolları olduğundan söz açılır. Sıkıştırılıp düzeltilmiş toprak yol; ikincisi kumla karışık çakılın dövülerek yada sıkıştırılarak kaplandığı yollar; üçüncüsü de kaplama taşıyla döşenmiş ve yapımı oldukça güç olan ve günümüze de kalabilmiş olan yollar. Bu üçüncü yol tipi adamların –yada kölelerin diyelim iflahını kesmiş olmalı. Toprak önce 1.5 metre kazılıyor, sonra kat kat km ve çakıl yerleştiriliyor ve ardında kaplama taşı ile örtülüyor. Hafif eğimli olduğu için bu yollar su tutmaz imiş. İki yanında kaldırımlar ve şehirlerden uzaklığı bildiren levhalar varmış.
Curcus Publicus adı verilen bu sistemin başlangıçta üç bölüme ayrılan istasyonları bulunuyormuş. Bazılarında konaklama merkezleri, haber iletimi için hazırda bekletilen atlar vs. İmparatorluk döneminde ise -Roma kuruluşundan itibaren ilk beş yüzyıl boyunca cumhuriyetti çünkü- sistem ikiye bölündü ve yolların bakımının yükü yol kenarında oturan kişilere dağıtıldı.
Roma yıkıldıktan sonra bu yapıyı doğal olarak Bizans devraldı. Burada akademik bir çalışma yürütmediğimizden bu konuda detaya girmeye gerek yok. Hep aynı şeyler; kervansaraylar, atlar, yollar, kervansaraylar, atlar, yollar vs. vs. Fakat Bizanslılar hız konusunda başarılı imişler. 421 yılında Perslere karşı kazandıkları zafer Van gölünün doğusundan İstanbul’a 3 günde varmış.Bizans’tan sonra Avrupa’da neler oldu? Uzun bir zaman boyunca “Barbar Germen” kavimlerinin –şu Almanların yani- saldırıları sonucu haberleşme diye bir şeyden habersiz yaşadılar. Sonra üniversitede öğrenim gören seçkin zevatın aileleriyle haberleşebilmeleri amacıyla Paris üniversitesi bir posta teşkilatı kurdu. Bu sistem kraliyet tarafından 14. yüzyılda tanında ve bazı ayrıcalıklar verildi. Zamanla bu iş kârlı bir hale dönüştü.

2005 yılında açılan Rus arşivleri ile Sarıkamış felaketine ait gerçek sayıları ve görüntülere ulaşabilmiştik. Bu kaynaklarda ulaşılan bir başka bilgi de tekerleğin ilk olarak Orta Asya’da kullanıldığıdır.

Rus arşivlerine göre ateşin keşfinden sonra insanlık tarihinin en önemli buluşlarından biri olan tekerleğin Orta Asya’daki çoban halklar tarafından M.Ö.3000 lerde kullanılmaya başlandığı sanılmaktadır. Hayvanların evcilleştirilmesi de ilk kez buralarda olmuş, bu iki olaya bağlı olarak ilk hayvanlı arabalar yine bu topraklarda ortaya çıkmaya başlamıştır. M.Ö.3000 -2500 yıllarına ait arkeolojik araştırmalarda dört tekerli araba figürlerine raslanmaktadır. Kağnının ise ilk kez Mısır’da kullanılıp oradan yayıldığı sanılmaktadır. Yüzyıllar boyunca bir çift öküzün koşulduğu kağnı çilekeş Anadolu insanının en büyük yardımcısı olmuş ve halende olmaktadır.

Eldeki en eski bilgilere göre arabanın ilk olarak Türkler tarafından Asya’da yapıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre ise, M.Ö. 2500 yıllarından itibaren Orta Asya’da kullanılmaya başlanmış ve oradan yayılmıştır. İlk zamanlar savaş arabaları şeklinde büyük önemi vardı. Fakat manevra kabiliyetinin az olması bu önemini kaybettirdi. Yalnız yük ve yolcu taşımacılığında kullanılmaya başlandı. Asya ve Önasya’da kullanılış tarihi bilinmeyecek kadar eski olmasına rağmen, Avrupa’da ortaçağda kullanılmaya başlanmıştır.

İlk arabalar, yük taşımağa mahsus öküzler tarafından çekilmiş ve atların arabaya koşulması, öküzden sonra başlamıştır. Türklerin kullandığı arabalara Çinliler, “Keçi arabası” demişlerdir. Bu araba dört tekerlek üzerine oturtulmuş bir çadırdan ibaretti. Türkler, savaşlarda atı tercih ettiklerinden, savaş arabalarını Çinliler kullandılar.

M.Ö. I. Binyılın İlk Yarısında Önasya Krallıklarında Araba Tekerleklerinin Özellikleri ve Yapım Teknikleri

M.Ö. I. Binyılın ilk yarısında Önasya krallıklarında başlıcası savaş olmak üzere avlanma, ulaşım ve yarış gibi çeşitli amaçlarla kullanılan arabalar iki tekerlekli taşıt araçlarıdır. İspitli olan bu araba tekerleklerinde ispit sayısı M.Ö. 9. yüzyıl ile M.Ö. 8. yüzyılın başlangıcında altı iken daha sonraları sekiz olmuştur. Ancak M.Ö. 8. yüzyılda bazen altı ve sekiz ispitli tekerleklerin eş zamanlı olarak da kullanıldığına tanık olmaktayız. Batı Anadolu araba tasvirlerinde ender olarak dört ispitli tekerleklerin de kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu çağda Ahamenid arabalarında, Elam ve Keldanilerin yük arabalarında on, oniki hatta onaltı ispite sahip büyük çaplı tekerlekler de kullanılmıştır.

Bu çağ tekerlekleri ahşaptan yapılmış kalın tek bir çemberden ve M.Ö. 8. yüzyıldan itibaren ise içteki ince, dıştaki kalın olmak üzere iki çemberden oluşmaktadır. Ancak Asur’da M.Ö. 8. yüzyılın ilk yarısından itibaren üç çemberden oluşan daha büyük çaplı tekerlekler de kullanılmıştır. Urartu tekerlek çemberleri iki segmentten, Asur tekerlek çemberleri üç ile altı arasında değişen segmentten yapılmıştır. Geç Hitit, Frig ve Batı Anadolu araba tasvirlerinde çemberlerin segmentli olup olmadığı gösterilmemiştir. Ahşap tekerlek çemberinin aşınmasını önlemek için dış kısmına ham deriden yapılmış bir lastik geçirilmektedir. Ahamenidlere ve bazı kavimlere ait yük arabalarında demirden ve çivili bir lastiğin de kullanıldığı anlaşılmaktadır. Urartu, Asur ve Ahamenid tekerleklerinde çemberleri ve ayrıca segmentlerini bir arada tutmak için kelepçeler kullanılmıştır.

Bu çağın altı veya sekiz ispitli tekerleklerinin, ispit sayısına eşit sayıda ve bu ispitlerin içteki uçlarının girip sabitleştirileceği ayrı, bağımsız segmentlere sahip olan silindirik yapılı bir tekerlek göbeği vardır.

Tekerleği oluşturan çemberlerin, ispitlerin ve göbeklerin yapım tekniğine ilişkin bilgilerimiz bilim adamlarının çeşitli görüş ve varsayımlarına dayanmakla birlikte çoğunluğun hemfikir olduğu teknikler vardır. Ancak gelecekteki kazıların ek bilgilere ulaşmamızı sağlama olasılığı da göz önünde bulundurulması gereken bir husustur.

Binek amaçlı ilk arabayı Orta Asya Türkleri kullanmıştır.

Kategorisi Sosyal Bilgiler • Tags:

Yorum Yaz

Protected by Copyscape Online Infringement Detector