Bilgi Felsefesinin Temel Kavramları

YARDIM İÇİN FACEBOOK HESABIM : https://www.facebook.com/mehtap.simsek.35
By admin - Tarihi: Çarşamba, Ağustos 28, 2013 - Kaydet & Paylaş - Yorum Yaz

Bilgi Felsefesinin Temel Kavramları

Bilgi felsefesi (Epistemoloji)

Bilgi felsefesi bilgiyi genel olarak ele alan bilgi ile ilgili problemleri araştıran felsefe disiplinidir. Konusu bilginin ne olduğu, kaynağı, değeri, olanakları ve sınırlarıdır. Kısacası bilgiyi analiz eden ve eleştiren felsefe dalıdır. İlkçağda bilgi problemini ele alan Parmenides’tir. Bilgi kuramı Ortaçağda da değişik biçimlerde tartışılmıştır.Ancak Bilgi kuramı ilk kez Yeniçağda ayrı bir disiplin haline gelmiştir.

Bilgi Kuramının Temel Kavramları:
Gerçeklik: İnsanın zihninden (bilincinden) bağımsız olarak belirli bir zaman ve mekânda var olan her şeydir. En genel anlamı içinde dış dünyada nesnel bir var oluşa sahip olan varlıklardır. Var olanların tümüdür.

 
Doğruluk(hakikat):bilgisi edinilen objeyle tam çakışmasıdır. Doğruluk bir önermenin (yargının) gerçeklikteki nesne ve duruma tam uygunluğudur. Gerçeği yansıtan önerme doğru, yansıtmayan ise yanlıştır.
Temellendirme: Sorulan bir soru ya da öne sürülen bir sav için dayanak, gerekçe, temel bulma işidir.
Bilgi Kuramının Temel Soruları
Bilgi kuramının temel soruları aşağıdaki şekilde sıralanabilir.
(1) Doğru bilginin imkanı ile ilgili sorular : Doğru bilgi elde edilebilir mi? İnsan doğru bilgiye ulaşabilir mi? şeklinde ifade edilen sorulardır. Buna göre iki tür tavırdan söz edilebilir. Birincisi, doğru bilginin insan için olanaklı olmadığını ifade eder. İkincisi, doğru bilginin insan için kesinlikle olanaklı olduğunu savunur.

 

(2) Bilginin değeriyle ya da doğruluğuyla ilgili sorular: Ne tür bir bilgi doğru kabul edilebilir? Hangi bilgi doğru bilgidir.şeklinde ifade edilen sorulardır. Bu sorular karşısında da farklı tavırlar söz konusudur. Bununda ilgili bir görüş, bir bilginin, bir düşüncenin doğruluğunun onun betimlediği gerçeklikle uyuşmasından meydana geldiğini savunan tutumdur. İkinci görüş ise, doğruluğun, düşüncelerin ve bilginin kendi aralarında uyuşmasından başka bir şey olmadığını ifade eden tutumdur. Diğer bir görüş ise, doğruluğun ölçütünü temel uyuşma olarak kabul eden tutumdur. Örneğin, benim aldığım bir duyumu başkaları da almışsa, benim aldığım duyum doğrudur. Başka bir görüş de, Doğru bilginin ölçütünü apaçıklıkta bulan tutumdur. Descartes’a göre apaçıklık, kendini bize zorla kabul ettirendir. Yani doğruluğu ispatlamaya gerek duyulmayan, zorunlu olarak doğru olandır. Ve son olarak, doğru bilginin ölçütünün yarar olduğunu kabul eden tutum söz konusudur. Buna göre, bir bilgi yarar sağlıyorsa, işe yarıyorsa doğrudur.

(3) Bilginin sınırları ile ilgili sorular: Bilginin olanak ve sınırları var mıdır? İnsan her şeyi bilebilir mi? türünden sorulardır.Bu sorulara verilen cevaplara göre farklı yaklaşımlar söz konusudur. Bunlardan biri, bilen öznenin bilme faaliyetinde kendi zihninin dışına çıkamayacağını, insanın yalnızca kendi zihninin içindekileri bilebileceğini savunan görüştür. Diğeri ise, insan zihninin kendisinden bağımsız gerçekliği bilebileceğini savunur.

(4) Bilginin kaynağı ile ilgili sorular: Bilginin kaynağı nedir? Bilgi hangi yolla elde edilebilir? türünden sorulardır. Bu sorulara verilen cevaplara göre farklı yaklaşımlar söz konusudur.
 Bilginin akılla elde edildiğini savunan Rasyonalist yaklaşım.
 Bilginin deney yoluyla elde edildiğini savunan Empirist yaklaşım.
 Sezgi yoluyla bilgi elde edildiğini savunan Entüisyonist yaklaşım.
 Doğru bilginin olgulara dayalı olduğunu savunan Pozitivist yaklaşım
 Fenomeni dile getiren bilginin doğru bilgi olduğunu iddia eden Fenomenolojik yaklaşım.

Mantık: doğru düşünme kurallarını ele alan bir bilim dalıdır. Mantık, doğru düşünme biçimleri ( tümden gelim, tüme varım ve analoji), mantığın ilkelerini (özdeşlik, çelişmezlik, üçüncü halin imkansızlığı), kavramları, önermeleri ve çıkarımları konu alır. Mantık genel olarak klasik ve modern mantık olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrıca iki değerli mantık, çok değerli mantık, niceleme mantığı gibi alanlara ayrılmaktadır.
BİLGİ KURAMININ TEMEL PROBLEMİ (DOĞRU BİLGİNİN İMKÂNI PROBLEMİ):
Bilginin imkanı ve kaynağı sorusuna verilen cevapları iki ana başlıkta toplamak mümkündür. “bilebilir miyiz?” “doğru bilgi olanaklı mı? Sorularına düşünce tarihi boyunca bazı filozoflara göre doğru bilgi vardır. Bazılarına göre ise doğru bilgi olanaksızdır. Buna göre iki önemli yaklaşım ön plana çıkmıştır:

 

A. Septisizm(Şüphecilik): Doğru bilgi olanaksızdır. Doğru bilginin mümkün olmadığını ya da elde edilen bilginin doğru olup olmadığından kuşku duyulması gerektiğini savunan yaklaşımlara verilen genel addır. Doğru bilginin imkânsızlığını savunan ve benimseyen filozoflara septik(şüpheci); bu düşünce akımına ise septisizm(şüphecilik) denir.

Doğru Bilginin İmkansızlığını Savunanlar:
Sofistler: Sofistler her kesin üzerinde birleşebileceği bir bilginin olmayacağını savunurlar. Sofistler bilgi konusunda görelik kuşkucu ve yararcıdırlar. Sofistler şüpheci filozoflardır. Başlıca temsilcileri şunlardır:
Protogoras: Protogoras’a göre insan her şeyin ölçüsüdür. Bu her şey insana göre değişir demektir.
Not: Böyle kişiden kişiye değişen bilgilere göreli bilgi, bilginin kişiden kişiye değiştiğini savunan düşüncelere de görecelik denir (Rölativizm).
Gorgias: Gorgias’a göre hiçbir şey yoktur, olsaydı da bilemezdik, bilseydik de başkalarına iletemezdik. Sözleriyle aşrı bir kuşkucu olduğunu göstermektedir.
Şüpheciliği daha sonra sistematikleştiren ilk çağ filozoflarından Pyrrhon ve Timon’dur. Onlara göre bilgi bize doğruyu ve gerçeği bildiremez. Çünkü bilginin hem doğruluğu hem de yanlışlığı aynı sağlam kanıtlarla ortaya konulabilir.
Pyrrhon ve Timon’un öğretisi üç noktada toplanır.
1. Nesnelerin gerçek yapısı kavranamaz.
2. Nesnelere karşı tutumumuz yargıdan kaçınmak (epokhe) olmalıdır.
3. Ancak bu tutumla ruhsal dinginliğe (huzura) ulaşılır.

Şüphecilik Türleri
a- Tavır olarak şüphecilik: Felsefenin önemli niteliklerinden biri eleştirici olmasıdır. Felsefe tarihi içerisinde hemen hemen bütün filozoflar birbirlerinin görüşlerine eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmışlardır. Bu anlamda felsefi bakımdan sağlıklı bir tavır olarak şüphecilik felsefede vardır.
b- Bir yöntem olarak şüphecilik: Şüpheciliğin bir yöntem, belli bir doğrulara ulaşmak üzere bir araç olarak kullanılmasıdır. Yöntemsel kuşkuculuğun bilinen en iyi örneği Descartes’tir. Çünkü Descartes apaçık doğru ve kesin bilgiye varmak için bir yöntem olarak şüpheyi kullanmıştır.
c- Aşırı şüphecilik: Sofistlerde ve bunlara benzer filozoflarda görülen hiçbir doğruluğun olmadığını savunan görüşlerin ifadesi olan şüpheciliktir.

B. Dogmatizm: Doğru bilgi vardır.Doğru bilginin elde edilmesini mümkün gören bütün yaklaşımların genel adıdır. Bu görüşü benimseyen düşünürlere ise dogmatik denir. Bilebilir miyiz? Sorusuna dogmatizm kesinlikle bilebiliriz yanıtını verir.
Şüpheciliği reddeden dogmatizm nesnel gerçeklerin varlığını kabul eder. Düşünce tarihi boyunca rasyonalizm, empirizm, kritisizm, entüisyonizm, pozitivizm, analitik felsefe, pragmatizm, fenomenoloji gibi düşünce akımları doğru bilginin imkanını dogmatik bir yaklaşımla açıklamışlardır.

Kategorisi Felsefe • Tags: , , ,

Yorum Yaz

Protected by Copyscape Online Infringement Detector