11.Sınıf Felsefe 2.Dönem 1.Yazılı Soruları Cevapları

YARDIM İÇİN FACEBOOK HESABIM : https://www.facebook.com/mehtap.simsek.35
By admin - Tarihi: Cuma, Mart 8, 2013 - Kaydet & Paylaş - Yorum Yaz

11.Sınıf Felsefe 2.Dönem 1.Yazılı Soruları Cevapları

Felsefe Nedir: Sürekli soru soran, ilk bulduğuyla yetinmeyen, körü körüne bağlanmayan Evren-Doğa-İnsan vb. konuları yöntemli, sitemli ve tutarlı bir şekilde inceleyen araştırma etkinliğidir.

Bilgi nedir? Kaça ayrılır?

Suje ile obje arasındaki bağdır. Bu bağ somut olabileceği gibi soyutta olabilir. Gündelik, Teknik, Bilimsel, Siyasi, Felsefi, Sanat gibi bilgi çeşitleri vardır.

Bilgi Çeşitleri

1)GÜNDELİK BİLGİ

Suje ile objenin arasındaki bağın kişisel tecrübelere dayandığı bilgi türüdür.
-Özneldir.
-Kesin değildir.
-Kişisel tecrübelere dayanır.
-Gündelik hayatımızı kolaylaştırır.
-Deney ve gözleme dayanmaz.
-Deneme yanılma yoluyla bulunur.

2)BİLİMSEL BİLGİ

Suje ile obje arasındaki bağın deney ve gözleme dayandığı bilgi türüdür.
-Nesneldir.
-Kesindir.
-Genel-geçicidir.
-Şüphe ve eleştiri vardır.
-Evrenseldir.
-Sorulardan çok cevaplar önemlidir.
-Sistemli ve tutarlıdır.
-Deney ve gözleme dayanır.

3)TEKNİK BİLGİ
Bilimin elde ettiği teorik bilginin pratiğe uygulanmasıdır. Örneğin: Suyun kaldırma kuvvetini kullanarak gemilerin yapılması.

4)DİNİ BİLGİ
Suje ile objenin arasındaki bağın inanca dayandığı bilgi türüdür.
-Özneldir.
-Şüphe ve eleştiri yoktur.
-Evrenseldir.
-Dogmatiktir.

5)SANATSAL BİLGİ
Suje ile objenin arasındadır. Sanatla uğraşanların hayal güçleri geniş ve yaratıcıdır.

6)FELSEFİ BİLGİ
Felsefe bilgi üzerine bilgi üretmektir. Filozofların kendini ve çevresini anlama ve yorumlama çabasıdır.
-Özneldir.
-Kesinlik yoktur.
-Sistemli ve düzenlidir.
-Şüphe ve eleştiri vardır.
-Evrenseldir.
-Cevaplardan çok sorular önemlidir.
-Bitmişlik yoktur.
-Sorgulama vardır.

BİLGİ TÜRLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

1)FELSEFE-BİLİM

Ortak Yönleri: Merak vardır. Evrenseldir. Sistemli ve Tutarlıdır. Sorgulama vardır. Bitmişlik yoktur. Eleştiri ve şüphe vardır.

Farklı Yönleri: Felsefe özneldir, bilim ise nesneldir. Bilim konuları parçalara ayırarak, felsefe ise bir bütün olarak inceler.

2)FELSEFE-DİN
Ortak Yönleri: Özneldir. Evrenseldir. Her ikisi de aynı soruları cevaplar.

Farklı Yönleri: Din vahiyle, felsefe akıl ve mantığa dayanır. Din mutlaktır, felsefe değişkendir. Dinde şüphe ve eleştiri yok, felsefede vardır. Felsefede sorgulama vardır, Dinde yoktur.

3)FElSEFE-SANAT

Ortak Yönleri: Özneldir. Evrenseldir. Bitmişlik yoktur. Şüphe ve Eleştiri vardır.

Farklı Yönleri: Sanat duyguya, felsefe akıl ve mantığa dayalıdır. Filozoflar doğruyu, sanatçı güzeli arar.

Felsefe’nin Eski Yunanda Başlamasının Sebebi:

1)Demokrasi ilk defa Eski Yunanda ortaya çıktığı için felsefe gelişti…

2)Ekonomik refah düzeyinin yüksek olması…

Felsefe M.Ö. 6.yy’da doğu filozoflarıyla başlamıştır. İlk sorulan soru: “Evrenin Ana Maddesi Nedir?” (Arkine)

-Thales: “sus” demiştir.
-Anaximandros: “Hava” demiştir.
-Herakleitas: “Ateş” demiştir.
-Parmenides: “Su+Ateş+Hava+Toprak” demiştir.
-Dythagoras: “Sayı” Evrende Matematiksel bir düzlem vardır.
-Demokritos: “Atom” demiştir.

Herakleitas’a göre evrende sürekli bir değişim vardır. Bu değişimi sağlayan yerküredeki ateş katmanıdır. “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” sözüyle evrendeki değişimi anlatmak istemiştir. Ona göre değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.

Felsefe ve Mitoloji:

Mitoloji: Olayların nedenlerini Tanrısal güçlerle açıklamaktır.

Felsefe: Olayların nedenlerini Akla ve Mantığa dayandırarak açıklamaktır.

BİLGİ FELSEFESİNİN TEMEL PROBLEMLERİ

1)Doğru bilginin imkansızlığı:

A)SOFİSTLER
-İlk öğretmenlerdir.
-Şüphecilerdir.
-Doğa yerine insanı ele alırlar.

Protagaros: “İnsan her şeyin ölçüsüdür.”

Gergias: “Hiçbir şey yoktur, olsa da bilemezdik, bilsekte başkalarına bildiremezdik.

B)SEPTİSİZM (Kuşkuculuk):

Başlıca temsilcileri: Purrhon ve Timon şüpheyi sistemli hale getirmişlerdir. Herhangi bir konuda ne doğru nede yanlış dememeliyiz. Çünkü her şey de olasılık vardır.

BİLGİ FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI

Doğruluk: Algılar, kavramlar ve bilimsel kurallarla nesnel gerçek arasındaki uygunluk.

Gerçekçilik: Somut olan bilinçten bağımsız olarak var olandır.

Not: Doğru kişiden kişiye göre değişir, gerçek değişmez.

Temellendirme: Ortaya atılan bir düşünce için gerekçe bulma işidir.

2)Doğru bilginin imkanı:

A)RASYONOLİZM (Akılcılık):

Doğru bilginin kaynağı akıldır. Duyumlar ve algılar insanı yanıltır. Akılla elde edilen bilgiler ise kesindir.

SOKRATES

Rasyonolizm’in kurucularındandır. Ona göre bilgi doğuştandır. Diyalog yöntemini geliştirmiştir. Alay ve doğurma yöntemleridir. Sokratese göre “Sorgulanmayan hayat, hayat değildir.”

PLATON

İDEALLER DÜNYASI
NESNELER DÜNYASI
Sonsuzdur.
Sonu vardır.
Değişmez.
Değişir.
Gerçketir.
Gerçek olmayandır

Platona rasyonolist bir filozoftur. İdealler dünyasında soyut bir dünyadan bahsettiği için aynı zamanda idealizm savunur. İdealizm düşünceyi temel alır. İdealizm tam tersi materyalizmdir. Materyalizm göre madde gerçektir. Tanrı gibi soyut kavramları kabul etmez.

ARİSTOTELES

Rasyonolistir. Doğuştan bilgiye inanmaz, çünkü ona göre akıl taşıyıcı değil üreticidir. Akıl ikiye ayrılır; Aktif ve Pasif akıl.

FARABİ

Farabi rasyonalisttir. İlk Türk İslam filozofudur. Aristoteles’in düşüncesini İslam inancıyla uzlaştırmaya çalışmıştır.

DESCARTES

Descartes—“Düşünüyorum o halde varım”
Şüphe—Araç—Doğru bilgi vardır.
Septikler—-Amaç—Doğru bilgi imkânsızdır.

Not: Test sorularında da çıkmaktadır. “ Şüpheyi araç olarak kullanan filozof kimdir?”
Descartes, doğuştan bilgileri bulaşıcı hastalıklara benzetir. Nasıl ki her insan kabakulak olmazsa, herkes de akıl yetirilirini kullanıp doğru bilgiye ulaşamaz.

HEGEL

Hegel—Değişim—Herakleitos
Tez + Antitez = Sentez diye bir şey oluşturmuştur. Yani;
Tezi varlığa benzetmiş örneğin çiçek, Antitezi de yokluğa benzetmiş örneğin çiçek Sentezi de oluşa benzetmiş yani Meyve. Hegel idealisttir. Çünkü olayları Tanrıya bağlamıştır. Hegele göre her şey zıtlıklardan oluşur. Savaş olamadan barışı, iyi olmazsa kötüyü anlayamazdık.

B)EMPİRİZM (Deneycilik):

Doğru bilgiye insan sadece deney ve gözlemlerle ulaşır.

JOHN LOCKE

İnsan zihni doğuştan boş bir levha gibidir. Bu levha zamanla deney ve gözlemlerle dolmaya başlar.

DAVİD HUME

Empirizim temsilcilerindendir. İzlenimler olmadan fikirler üretilemez. Determinizm yani aynı nedenler aynı sonuçları doğurur ilkesine karçı çıkar. Çünkü bu kez zihinsel bir alışkanlıktır. Bu bizim farklı düşünmemize engeller. Örneğin: Gök gürültüsünü duyduğumuzda yağmurun yağacağını düşünmek gibi…

C)SENSUALİZM (Duyumculuk) :

CONDİLLAC

Doğru bilginin kaynağı duyumlardır. Condillac’a göre duyumlar olmadan bilgi elde edemeyiz. Bunu her tarafı mermerle kaplı insan örneğiyle açıklar…

D)KRİTİSİZM (Eleştiricilik):

IMMANUEL KONT

Doğru bilginin kaynağı Deney+Akıldır. Deney, bilginin ham maddesini sağlar. Akılda bunu işleyerek doğru bilgiye ulaşıtırır.

E)POZİTİVİZM (Olguculuk) :

AUGUSTE COMTE

Pozitivist düşünce deneye dayanan düşünüş demektir. Yani somut olanla ilgilenmektir. Comte göre felsefe metafizik yani doğa üstü konuları içeren ruh, ölüm, tanrı gibi kavramlarla uğraşmamalıdır. Toplumları üç gelişim aşamasında incelemiştir.

-Teolojik Dönem: Olayların nedenlerini tanrısal güçlerle açıklanır.

-Metafizik Dönem: Olayların nedenlerini ruhlarla(Tin) soyut kuvvetlerle açıklar

-Pozitiviz Dönem: Olayların nedenlerini bilimsel deneylerle açıklar.

F)ANALİTİK FELESEFE (Çözümleyici Felsefe):

CORNAP-WİTTGEİNSTEİN

Felsefe’nin dilini yeniden çözümlemektir. Anlamsız doğrulanmayan metafizik kavramların felsefeden çıkarılması gerektiğini savunurlar.

G)ENTÜİSYONİZM (Sezgicilik):

GAZALİ-HENRİ BERGSON

Doğrunun kaynağı sezgidir. Bergson’a göre sezgi, zeka ve iç güdünün bileşkesidir. İslam filozofu olan Gazaliye göre, insan doğru bilgiye kalp gözüyle ulaşır.

H)PRAGMATİZM (Yararcılık) :

WİLLİAM JAMES-JONH DEWEY

ABD’de ortaya çıkmış bir akımdır. “Yararlı olan doğrudur, doğru olan yararlıdır.” Görüşünü savunurlar…

İ)FENOMENOLOJİ (Görüngü Bilim):

EDMUND HUSSER

Fenomen, görünüm demektir. Görünen dışındaki özü yakalamak gerekir. Buda metafizikle mümkündür. Parantez içine alma yöntemini geliştirmiştir. Bu yöntemle daha önceden bildiklerimizi Parantez içine alarak olaylara yeniden yaklaşmalıyız.

BİLİM FELSEFESİ

Bilimin ne olduğunu gelişimini inceleyen Felsefe dalıdır.
Bilimsel Kavramlar:

-Hipotez-Varsayım: Doğruluğu henüz kanıtlanmamış olan araştırmacı ön fikirlerdir.
-Teori (Kuram): Bilimde büyük ölçüde doğrulanmış fakat yasalar düzeyinde henüz kesinleşmemiş olan açıklamalardır.
-Kanun-Yasa: Kesinliği ispat edilmiş olan bilimsel önermelerdir.
-Öndeyi: Yasalardan yararlanarak henüz olmamış bir olayı tahmin etme işi…
BİLİME FARKLI YAKLAŞIMLAR

1)Ünlü olarak bilim: Bilimsel eserler incelenir ve bu eserlerdeki metafizik ifadeleri çıkarılır.

2)Etkinlik olarak bilim: Bilim adamları topluluğunun bir etkinliğidir bunu paradigmayla açıklarlar. Paradigma bilim adamlarının ortaklaşa paylaştıkları duygular, düşünceler, değerler ve bakış açılarıdır.

BİLİMDE KLASİK GÖRÜŞ ve ELEŞTİRİ

1920 ile 1960 arasındaki döneme bilimde klasik görüş denir. Klasik görüşe göre bilim her türlü sorunu çözecektir. Bilim adamları objektif olmak için içinde bulunduğu topluluktan soyutlanmalıdır. Bunun eleştirisi: Bilime gereğinden çok önem verilmiştir. Bilim kendisini çözüm üreteceğine problem yaratmıştır. Ayrıca bilim adamlarına içinde bulunduğu topluluktan soyutlamak yanlıştır.

VARLIK FELSEFESİ (ONTOLOJİ)

Varlığın ne olduğunu inceleyen felsefe dalına denir. Varlık ikiye ayrılır; Reel ve düşünsel varlık. Bilime göre varlık kanıtlanabilen somut olan gerçek varlıklardır. Felsefe ise hem gerçek hem de düşünsel varlıklarla ilgilenir.

Varlık Felsefesi’nin Temel Problemleri:

-Varlık var mıdır yok mudur?
-Varlık varsa nedir?
-Hangi varlık düşünsel ya da gerçektir?
-Varlığın ana maddesi nedir?

1)Varlık var mıdır yok mudur?

A)Varlığın olmadığını kabul edenler

NİHİLİZM (Hiçlik)

Varlık yoktur. Çünkü varlık kişiden kişiye göre değişir. Siyasi anlamda Nihilizm Anarşizm ile birleşir. Yani her türlü otoritelerin varlığını reddeder.

B)Varlığın olduğunu kabul edenler

REALİZM (Gerçekçilik)

İnsan zihinde bağımsız olarak varlık vardır.

2)Varlık varsa nedir ?

A)Varlığı oluş olarak kabul edenler

Herakletios, varlık sürekli değişim halindedir. Bunu sağlayanda ateştir.

B)Varlığın İdea olarak kabul edenler

Platona göre gerçek varlık idealardır. Bu dünyadaki her şey ideaların yansımasıdır. Farabiye göre gerçek varlık vacib-ül vücud (Zorunlu varlık) diğer tüm varlıklar mümkün varlıklardır. Varlıklarını tanrıya borçludur. Hegele göre varlık diyalektik olmadan kendini yenileyemez. Diyalektiği yöneten yasada tanrıdır.

C)Varlığı madde olarak kabul edenler

Başlıca filozofu K.Marx ve La Mettri’dir. K.MARX göre, varlığın özü maddedir. Hegelin diyalektik anlayışını benimser, fakat ona göre diyalektiği tanrı yönetmez. Madde’nin kendisi bu güce ve enerjiye sahiptir. Marx, tarihsel metaryalizm inanır. Ona göre bütün sistem zıtlıklarla doludur. Kapitalist sistemde kendi içinde çelişkiler dolayısıyla yok olacaktır ve sosyalist sisteme geçilecektir.

D)Varlığın hem madde hem de Ruh olarak kabul edenler

Bu anlayış Dualizm’dir. Başlıca temsilcileri Descartes ve Spinoza varlığın fiziksel yani madde manevi yanını da ruh meydana getirir ve bu birbirinden ayrılamaz.

E)Varlığı Fenomen olarak kabul edenler

Varlığın özünü kavramak gerekir. Görünenin içeriğindeki öz metafizik ile mümkündür. Temsilcisi E.Husserl

AHLAK FELSEFESİ (Etik)

Ahlakın ne olduğunu inceleyen felsefe dalına Ahlak Felsefesi denir.

Ahlak Felsefesinin Temel Kavramları:

-İyi: Ahlaki açıdan olumlu olan şey
-Kötü: Etik açıdan yararsız olan şey
-Vicdan: İyi ve kötüyü birbirinden ayırmaya yarayan duygusal bilinç
-Erdem: Ahlaka uygun davranmak
-Sorumluluk: İnsanın özgür iradesiyle aldığı kararların sonuçlarına katlanması.
-İrade: Kişinin kendini kontrol edebilme gücü
-Ahlak Yasası: Ahlak kurallarını belirleyen genel yasadır.

AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL PROBLEMLERİ

1)Özgürlük Problemleri

A)DETERMİNİZM: İnsan çevre baskısı yüzünden hiçbir yerde özgür değildir.

B)İNDETERMİNİZM: Seçme şansına sahip olan tek varlık insandır. Bu nedenle her yere özgürdür.

C)OTODERMİNİZM: Birey bilgi birikimini zenginleştirerek ve aklını kullanarak özgürleşir.

2)Kişi Vicdan Karşısında Evrensel Ahlak Yasasının Olup Olmadığı Problemi

A)Evrensel Ahlak Yasası Yoktur

HEDONİZM (Hazcılık)

Temsilcileri: Epikuros, Aristipros’dur. Haz veren her şey iyidir. Hazda bireyden bireye değiştiği için ortak bir davranış ilkesinden söz etmek mümkün dğeildir.

EGOİZM

Temsilcisi: T. Hobbes’dir. T.Hobbese göre insan doğası gereği bencil’dir. Her insan önce kendi çıkarlarını düşündüğü için bencillik yapar bu nedenle de mutlak iyiden bahsedemeyiz.

ANARŞİZM

Temsilcileri: Bakunin ve Praudhon’dur. İnsan üzerindeki tüm baskılar kaldırılmalıdır. Ahlakta yıkılması gereken kurallar arasındadır. Çünkü ahlaki insanlar daha kolay yönetmek için uydurulmuş kurallardır. F.Nietzche; “Ahlaklı insan sürüyü aşmış kendi iradesiyle yaşayan üstün insandır.”

FAYDA AHLAKI

Bireye fayda sağlayan her şey onun için iyidir, fayda sağlamayan her şey kötüdür. Fayda kişiden kişiye göre değiştiği için evrensel kurallar yoktur.

B)Evrensel Ahlak Yasası Vardır

SUBJEKTİF AHLAKA DAYANDIRANLAR

Ahlak kuralları insan var oldukça olacaktır. Ancak bu yasa bireye dışarıdan empoze edilmez. Birey zaten bu yasalara kendisi uyar.

OBJEKTİF TEMELE DAYANDIRANLAR

Ahlak yasaları bireyin dışındadır ve olsa da olmasa da vardır. Birey aklıyla bunlara ulaşarak ahlaklı bir yaşam sürdürebilir.

Sokrates; bütün kötülüklerin kaynağı bilgisizliktir. İnsan bilerek kötülük yapmaz. Bu nedenle ahlaklı insan bilgili insan, bilgili insanda mutlu insandır.

Platon; Platon’a göre ahlaklı olmak iyi ideasına uygun olarak yaşamaktır.

Farabi; Erdemli ve mutlu olmanın şartı akıl ve bilgi ile tanrıya yönelmektir.

B.Spinoza; İnsan özgürlüğe yalnız bilgi ile ulaşır. Tanrı ile doğayı eş değer gören Ponteizmin temsilcisidir. İnsanı köle durumuna getiren sadece tutkularıdır. Hangi konuda olursa olsun gerekçeyi görmenizi sağlar.

ı.KANT: İnsanın eylemlerini, bu eylemlerin getireceği sonuçlar değil insana duyduğu saygı belirler. Ona göre herkes için aynı kalan değişmeyen temel ölçüt iyiyi istemektir. Bu kayıtsız şartsız bir yasa, bir ödevdir. Örneğin: yardımsever ol, saygınlığını arttırmak için sevap olduğu için değil, bu senin ödevin olduğu için sevap olduğu için her zaman yardımsever ol. Öyle hareket et ki senin hareketlerinin yasası aynı zamanda başka insanların hareketleri için de bir ilke ve yasa olsun.

Ahlak Yasasının Dinlere Göre Temellendirilmesi

Her dinin bir ahlak yasası vardır. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyette insanın nasıl davranacağına ilişkin ahlak yasasının kaynağı tanırıdır. Bu yasalar kesindir. Vahiy yoluyla bildirilmiştir.

-Yaratılmışı sevmek iyidir, sevmemek kötüdür. (Mevlana)
-Her ne arar isen kendinde ara, Kudüs’te Mekke de Hac da değil. (Hacı Bektaşi Veli)

Not: Mevlana’ya göre tanrı evrenin insan için yaratmıştır. Çünkü insan evrendeki en değerli varlıktır.

Tasavvufun anlamı: Allah’a sevgi ile aşk ile bağlanmaktır. Tasavvufta Allah’a duyulan koşulsuz sevgi vardır.

AHLAK FELSEFESİNDE VAR OLUŞÇULUK

F.Nieteche: Var oluşu felsefenin temsilcisidir. Fikirlerinde anarşizimn temsil ettiği görülür. Nieteche göre iki tür insan vardır. Biri sürüye göre hareket eden kendi iradesini kullanmayan insanlar diğeri sürü psikolojisini aşmış kendi iradesini kullanabilen üstün insanlardır. Ona göre ahlak kuralları sürüye göre hareket eden insanları yönlendirmek içindir. Bu sebeple evrensel ahlak yasası yoktur.

J.Paul Sartre: Var oluşçuluğun temsilcisidir. Satre’ye göre insan var oluşunu gerçekleştirmek için kimseye muhtaç değildir. İnsan özgür doğmuştur. Bu sebeple insanın özgürlüğünü elinden almamız onun var oluşuna terstir. Yani evrensel ahlak kuralları yoktur.

Kategorisi Felsefe • Tags: , , , , ,

Yorum Yaz

Protected by Copyscape Online Infringement Detector