Türklerin Müslüman Oluşu Hakkında Bilgi

YARDIM İÇİN FACEBOOK HESABIM : https://www.facebook.com/mehtap.simsek.35
By admin - Tarihi: Cumartesi, Mayıs 25, 2013 - Kaydet & Paylaş - Yorum Yaz

Türklerin Müslüman Oluşu Hakkında Bilgi

İslamiyetin doğduğu dönemde, Çin saldırıları sonucu birliğini kaybeden Göktürk Devleti yerine
birçok yeni Türk devleti kurulmuştu. Yeni kurulan devletlerin bir çoğu Gök Tanrı, Manihaizm ve Budizm
gibi dinleri benimsemişti. Türkler, 642 yılında Nihavent Savaşı’ndan sonra ilk kez Müslüman Araplarla
karşı karşıya geldiler ve bu zamandan itibaren İslamiyetle ilgili bilgi edinmeye başladılar.

Türklerin
Araplarla karşılaşmalarıyla birlikte İslam dinine giriş süreci de başladı.15 Ancak İslam, Türklerin
tamamına aynı zamanda tebliğ edilmedi. Bu sebeple Türklerin bir kısmı İslam’la muhatap olurken
diğer bazı Türk toplulukları, böyle bir dinden uzun bir zaman sonra haberdar oldu.16 Dolayısıyla
Türklerin İslam dinine girişi uzun zaman dilimine yayıldı.
Emeviler Döneminde Türkistan’da gerçekleştirilen fetihler sonrasında Türkler, İslam’ı daha
yakından tanıma fırsatı buldular. Ancak Emevilerin takip ettiği bazı olumsuz politikalar Türkler arasında
İslam’ın yayılmasını engelledi.
Emeviler Döneminde yapılan bütün
yanlış ve haksızlıklara rağmen bazı olumlu
gelişmeler de vardı. Örneğin Kuteybe bin
Müslim, valiliği zamanında (705-715)
Buhara, Beykent ve Semerkant gibi Türk
şehirlerinde camiler yaptırdı. Ayrıca fethedilen
yerlerde Türk ailelerin yanına bazı Müslüman
Arap ailelerini yerleştirdi. Buhara ve başka
bazı yerlerde cuma namazına gelenlere teşvik
amaçlı hediyeler dağıttı.17
Emevi halifeleri arasında Ömer bin
Abdülaziz (717-720) İslam’ın yayılması için
en çok çaba gösteren kişidir. Ancak halifeliği
çok kısa sürmüştür. O, Emevilerin umumi
politikalarına karşı çıktı ve bütün Müslümanlar
arasında ayırım yapılmaması gerektiğini
savundu. Valilere gönderdiği mektuplarda
bütün insanlara iyi davranılmasını ve Müslüman
olanlardan asla vergi alınmamasını istedi.
Türkistan seferlerini durdurdu, bölgeye
yeni idareciler atadı ve onlardan adil bir yönetim
icra etmelerini istedi. Türk yöneticilerine
İslam’ı tebliğ amaçlı mektuplar gönderdi.
Yine Türklerin yaşadığı bölge ve şehirlerde,
Müslüman bilginleri İslam’ı tanıtmakla görevlendirdi.
Onun döneminde Maveraünnehir’de İslamiyet diğer dönemlere oranla daha çok yayıldı.
İdareci ve kumandanların halka insanca muamele ettiği dönemlerde İslamiyete daha sıcak bakılmış ve
aynı oranda İslamiyet benimsenmiştir

Emeviler Dönemindeki bu çabalar
sonucunda Arapların yönetimine geçen
bölgelerde yaşayan Türklerin bir kısmı
Müslüman oldu. Ayrıca Aşağı Türkistan’da
bazı küçük devletlerin yöneticileri de İslam’ı
seçtiler. Örneğin Bazğiş ve civarının hükümdarı
Nizek Tahran, Toharistan Hakanı Yabgu Beg,
Buhara Hükümdarı Tuğşat, Semerkant ve Soğd
Hükümdarı Akşit Guzek (Oğuz Beg) Müslüman
oldular.19
Abbasiler, Emeviler gibi katı bir politika izlemedi. Abbasilerin bu tutumu, Türkler arasında İslamiyetin
yayılmasını hızlandırdı. Abbasiler, Arap olmayanlara karşı Emevilere göre daha sıcak davrandılar. Diğer
taraftan Talas Savaşı’ndan sonra Türklerin Abbasilerle yakınlaşması, Türklerin İslamiyeti benimsemesine
müsait bir ortam hazırladı. Bu savaştan sonra İslamiyet, Türkler arasında daha geniş çapta yayıldı. Abbasilerin
ikinci halifesi Cafer el-Mansur (754-775)’la birlikte Türkler, Abbasi Devleti’nde görev almaya başladı.
Öte yandan oğlu Mehdi (775-785) de Soğd, Toharistan, Fergana, Uşrusana, Karluk, Dokuzoğuz ve diğer
bazı Türk hükümdarlarına elçiler göndererek onları İslam’a davet etti. Halife Me’mun (813-833) Aşağı Türkistan
ve çevresinde İslamiyetin yayılması için yoğun çaba sarfetti ve hükümdar ailelerini İslam’a davet
etti. Bu gayreti neticesinde Uşrusana
Hükümdarı Kavus Müslüman oldu.
Yine Me’mun zamanında İslam dinine
girip Abbasi Devleti’nde görev
alan Afşin, Aşnas, Boga ve İtah gibi
Türk komutanlar, geldikleri bölgelerin
yönetici ya da hükümdar ailesine
mensup kimselerdi.20 Türklere gösterilen
bu sıcak ilgi Mu’tasım (833-842)
döneminde de devam etti. Böylece
Me’mun ve Mu’tasım dönemlerinde
Meveraünnehir ahalisinin büyük çoğunluğu
İslamiyeti kabul etti.
Zamanla İslam dini Abbasi sınırları dışında kalan kalabalık Türk toplulukları arasında da yayılma
gösterdi. Karadeniz ve Hazar denizlerinin kuzeyinde yaşayan Türk boyları Arapların hâkimiyetine girmedikleri
için bu bölgelerde İslamiyet, zaman zaman düzenlenen askerî sefer ve ticari faaliyetler neticesinde
yayılma imkânı buldu.21 İslamiyet aynı dönemlerde Hazar Türkleri arasında da yayılmaya başladı. Ticaret
ve ordunun büyük ölçüde Müslümanların kontrolü altına girmesi, bu ülkede onlara güç kazandırdı. Hazar
hakanı, diğer din mensuplarına tanımadığı bazı ayrıcalıkları Müslümanlara tanımış olmasına rağmen Hazar
Türklerinin tamamı Müslüman olmadı. Onlardan bir kısmı İslam’dan önce kabul ettikleri Hristiyanlık ve
Musevilikte kaldı.22

Doğu Avrupa’da bulunan İdil (Volga) Bulgar Hanlığı, (922) Türk devletleri arasında ilk kez İslamiyeti devlet
dini olarak kabul etti. Onların İslam’ı kabul etmelerinde Harezmli Müslümanların önemli rolü oldu.23 Bulgar
Hanlığı’ndan sonra Orta Asya’da bulunan Karahanlılar (840-1212) da İslamiyeti devlet dini olarak kabul etti. Genç
yaşta Müslüman olan Satuk Buğra Han’ın, amcası Oğulcak’ın yerine Batı Karahanlılar devleti başına geçmesiyle
halk hızlı bir şekilde Müslüman oldu. Bundan sonra Türkler kitleler hâlinde İslam’a girmeye başladılar. Nitekim
960 yılında Karluk, Yağma, Çiğil ve Tushi gibi Türk boylarından iki yüz bin çadırlık bir Türk topluluğu İslam’a
girdi. Yine 1043-1044 yıllarında on bin çadırlık bir Türk topluluğu İslamiyeti kabul ederek ilk kurban bayramında
yirmi bin kurban kestiler.24
Türk boylarından bir kısmı İslamiyeti kabul ettikten sonra Müslüman olmayan soydaşlarına karşı İslam’ı
tebliğ etmeye başladı. Diğer taraftan ticaret kafileleriyle gelen din bilginleri ve sufiler de halk arasında İslam’ın
yayılmasına önemli katkı sağladılar. Örneğin zengin bir tüccar olduğu hâlde mala mülke önem vermeyerek kazancını
yoksul insanlarla paylaşan mutasavvıf Şakik-i Belhi (öl. 790) Budist Türklerin yaşadığı bölgelere giderek
onlara İslam’ı anlattı ve Türklerin İslamiyeti seçmesinde etkin rol oynadı. Yine Sufi İbrahim bin Ethem (öl. 783)
de Şakik-i Belhi gibi Budist Türkler arasında İslamiyeti yaymaya çalıştı.25
10. yüzyılın başlarında Oğuz Türklerinin elinde bulunan
Yenikent ve Cent gibi şehirlerde Arap kolonileri oluştu.
Oğuzlar Müslüman Araplarla kurdukları iyi ilişkiler neticesinde
İslam’ı öğrendiler. Ayrıca bazı Müslümanlar da bu bölgede
sevgi ve hoşgörüyü öne çıkararak İslam’ı anlatıyordu. Bu çalışmalar
sonucu İslamiyet 11. yüzyılda Oğuzlar arasında hâkim
bir din hâline geldi. Maveraünnehir Müslümanları, Oğuzlardan
Müslüman olan kesimi Müslüman olmayan soydaşlarından
ayırmak için “Türkmen” olarak isimlendirdi.Oğuzların
İslam’ı kabul etmesiyle yeni bir Müslüman Türk devleti olan
Selçuklular (1038) doğdu. Oğuzların Müslüman olmasının ardından
birçok boy da Müslüman oldu. Türklerin İslam’a girişi
11. yüzyıldan sonra da aralıksız devam etti. Seyhun’un ötesi ve
kuzeydeki Türkler arasında 15. yüzyılda, Kırgız ve Kazaklarda
da 16. yüzyıl sonlarında bu süreç büyük ölçüde tamamlandı.
İslam, Türkler arasında silah zoruyla yayılmadığı26 gibi
bir anda da yayılmadı. Bütün bunlara rağmen Türklerin İslam
dinine girişlerini kolaylaştıran bazı sebepler vardı.
Türklerin millî bünyesine, ruh ve karakterine uyan İslam
dinini kabul etmeleri onlara yeni bir atılım gücü kazandırdı.
İslam, Türklerin millî varlıklarını muhafaza etmelerinde de
önemli rol oynamıştır.

Kategorisi Din • Tags: , ,

Yorum Yaz

Protected by Copyscape Online Infringement Detector