Kulun Allah En Yakın Olduğu An Secde Anıdır

YARDIM İÇİN FACEBOOK HESABIM : https://www.facebook.com/mehtap.simsek.35
By admin - Tarihi: Cuma, Haziran 28, 2013 - Kaydet & Paylaş - Yorum Yaz

Kulun Allah En Yakın Olduğu An Secde Anıdır O halde secdede Allah’a çokca dua edin.

 

“SECDE ÂNI”NDA
ALLAH İLE KULU ARASINDA PERDE KALKAR!
“Secde hâli kulun ALLAH`a en yakın olduğu hâldir”
buyuruluyor…


“Secde” nedir ki “ALLAH”a en yakın hâl oluyor?
-“Secde”de kul ile Allah arasında perde yoktur!.
Deniyor…
Nerede deniyor?
“Secde” de!.
Kimde? Secde edende!.
Kıyamet günü, mahşer yerinde “Allah’a secde edin”, denecek…
Bir kısmı secde edecek, birçokları da secde etmek isteyecek fakat başaramayıp tahta gibi öne, ya da yana devrilecek!. Beli dümdüz olup adeta betonlaşacak!. Bir türlü secdeye gidemeyecek!.
Dünyada, istemedikleri için secde etmeyenler var…
Secde etmek istedikleri halde, secde edemeyenler var!.
Bir de şu anda namaz kılan, ama secde etmeyenler(!) var!.
“Secde” etmek ne demektir?
“Allah”a secde etmek, O mutlak varlık yanısıra, ne senin ne de bir başka varlığın, vücudunun “var” olmadığını idrâk etmek, müşahede etmektir!.
“Ben yokum, sadece ALLAH var!”
demektir. Veya bir diğer anlamıyla,
“var olan yegâne varlık Vahidül Ahad olan Allah”,
demektir, “secde”nin manâsı…
“Sadece bedenimle değil, şuurum, ruhum ve varlığımla sana secde ediyorum” demek için secdeye erdiğin anda, secde hâlindeyken, “var olan yegâne varlık, Vâhidül Ahad olan Allah”tır!. “O”nun dışında “biz” yokuz… diye düşünebilmek lazım.
“Biz” derken burada neye atıf yaptık?
“İyyake na’budu” ye!.
Bu “secde”yi yapabildiysen, ondan sonra kalkar oturursun, oturduğun zaman Hz. Rasûlullah Aleyhisselâm gibi:
“Va’fuanna, vağfirlena, verhamna”
dersin; ve ayrıca istersen “vehdina”yı da ilâve edersin…. Secdeden kalkıp oturduğun zaman!.
Bunu söyledikten sonra, bu “secde”den hâsıl olan mânâyı farketmeyi takdir ettiği için, şükür olarak ikinci defa secdeye gider; üç defa daha “Subhane rabbiyel âlâ” veya “subhanallahi ve bihamdihi” dersin.
Böylece namazın o rekatı, bu şükür secdesi ile tamamlanmış olur!.
Birinci “secde” yokluk; ikinci “secde” yokluğun müşahedesini ihsan eden “Allah”a şükür secdesidir.
Kıyamın, yani ayakta Kur`ân okuma sürecinin; ve rükunun sonrasında “secde”nin iki olmasının sebebi, birinci secde ile rekatı tamamladıktan sonra, bunu tamamlamayı ihsan eden “Allah”a şükürdür.
Anlayabileceğimiz kadarıyla işte bu havas’ın namazıdır.
·
Namaz, ayakta dururken okunan sûreyle, âyetle başlar, secde ile tamamlanır.
Secde için Hazreti Rasûlullah Aleyhisselâm diyor ki:
“Secde, kulun Allah`a en yakîn olduğu hâl`dir.”
O anda Allah ile kulu arasındaki perde kalkar!. Ve secdede edilen duayı Cenâb-ı Hak geri çevirmez!.
Secde nedir?.
“Secde” kelimesinin anlamını fizik hareket değil, işaret ettiği anlam bakımından ele alma mecburiyeti vardır!.
Secde, kişinin, kendi varlığının, benliğinin var olmayıp; gerçekte var olan Tek varlığın Allah olduğunu idrak etmesi, hissetmesi hali`dir…
Secde`nin mânâsı; nasıl normal bir insan, ayakta dururken tüm varlığı ile varsa… Buna karşın Secdede de tam bir “yok olmak” hâli var!. Vücudu ortadan kalkıyor, kapanıyor…işte fizikman yok olma gibi… Secdenin “sırrî” mânâsı da, kişinin kendi varlığının var olmadığını, idrak etmesidir.
Ne anlıyorsun o anda?.
Secdedesin ve secde halinde iken bu halinle sen diyorsun ki;
“Ey Rabbim!. Var olan gerçek varlık sen imişsin, meğer ben yokmuşum!.”
Tabii bunu diyebilmek için, Allah`ın “Ahadiyet”ini, “vahidiyet”ini, “vahdet” ve “vahdaniyet”ini anlamış olmak lazım…
Yani kısacası, Allah`ın TEK`liğini kavramış olmak lazım!.
Bahsettiğim konular, “ALLAH” kitabında açıklamaya çalıştığımız “İhlas” Sûresi`nin mânâsının bize açılması, onu hissetmemizden sonra yaşanacak bir olay!.
İşte, secdeye vardığın anda, “varlığımda var olan mutlak gerçek varlık Sensin” idrakı içinde, kendi varlığın yok oluyor!. Ve o anda Sen`den meydana gelen dua, Allah`ın isteği olarak ortaya çıkıyor!. Allah`ın ol dediği de olur elbette!.
İşte, bu “secde hâli”ne en yakın bir hâl “Kadir” hâlidir!.
Secde hâli, hakiki mânâsı ile, herkeste kolay kolay oluşmaz!. Çok uzun çalışmalara bağlı… Yani, kişinin varlığındaki bir takım şeylerden, hatta tüm varlığından arınmasına bağlı, secdenin tam tahakkuk edebilmesi!.
Her namaz kılan “secde” edemez!. Bu kişinin özel gayretine ve çalışmasına bağlıdır
“Secde hâli, kulun ALLAH`a en yakın olduğu hâldir” buyuruluyor…
“Secde” nedir ki “ALLAH”a en yakın hâl oluyor?
“Secde”de kul ile Allah arasında perde yoktur!. Deniyor…
Nerede deniyor?
“Secde” de!.
Kimde? Secde edende!.
Kıyamet günü, mahşer yerinde “Allah’a secde edin”, denecek…
Bir kısmı secde edecek, birçokları da secde etmek isteyecek fakat başaramayıp tahta gibi öne, ya da yana devrilecek!. Beli dümdüz olup âdeta betonlaşacak!.
Bir türlü secdeye gidemeyecek!.
Dünyada, istemedikleri için secde etmeyenler var…
Secde etmek istedikleri halde, secde edemeyenler var!.
Bir de şu anda namaz kılan, ama secde etmeyenler(!) var!.
“Secde” etmek ne demektir?
Kişinin varlığının Allah önünde yok olması demektir..
Secde, fenâfillah’tır
“Allah”a secde etmek, O mutlak varlık yanısıra, ne senin ne de bir başka varlığın, vücudunun “var” olmadığını idrâk etmek, müşahede etmektir!.
“Ben yokum, sadece ALLAH var!” demektir.
Veya bir diğer anlamıyla, “var olan yegâne varlık Vahidül Ahad olan Allah”, demektir, “secde”nin mânâsı…
“Sadece bedenimle değil, şuurum, ruhum ve varlığımla sana secde ediyorum” demek için secdeye erdiğin anda, secde halindeyken, “var olan yegâne varlık, Vahidül Ahad olan Allah”tır!. “O”nun dışında “biz” yokuz… diye düşünebilmek lazım.
“Biz” derken burada neye atıf yaptık?
“İyyake na’budu” ya!.
Bu “secde”yi yapabildiysen, ondan sonra kalkar oturursun, oturduğun zaman Hz. Rasûlullah gibi:
“Va’fuanna, vağfirlena, verhamna” dersin; ve ayrıca istersen “vehdina”yı da ilave edersin…. Secdeden kalkıp oturduğun zaman!.
Bunu söyledikten sonra, bu “secde”den hâsıl olan mânâyı farketmeyi takdir ettiği için, şükür olarak ikinci defa secdeye gider; üç defa daha “Subhane rabbiyel âlâ” veya “subhanallahi ve bihamdihi” dersin.
Böylece namazın o rekatı, bu şükür secdesi ile tamamlanmış olur!.
Birinci “secde” yokluk; ikinci “secde” yokluğun müşahedesini ihsan eden “Allah”a şükür secdesidir.
Secde, ancak Fâtiha’nın “oku”nmasıyla mümkündür!.
Kıyamın, yani ayakta Kur`ân okuma sürecinin; ve rükûnun sonrasında “secde”nin iki olmasının sebebi, birinci secde ile rekatı tamamladıktan sonra, bunu tamamlamayı ihsan eden “Allah”a şükürdür.
Anlayabileceğimiz kadarıyla işte bu havas’ın namazıdır.
Haşyet, Allah ismi ile işaret edilen varlığın sonsuz azâmet ve kibriyâsı önünde bir hiç olduğunu hissetme hâlidir.
İşte bu, hiç olduğunu hissetme hâlinin adı, “Haşyet!.” Yaşamı da, “Secde” dir.
Hakiki secde, “tahkiki secde” budur.
“Taklidi secde” ise, işte benim yere yatıp alnımı toprağa koymamdır.
Biz toprağa bile koymayız. Öyle büyüğüz ki, halının üstünde seccade arıyoruz.
Allah Rasûlü, yağmurda çamurda, toprağa secde ediyormuş.
Biz, halının üstünde, halılar yetmiyorsa bir de seccade arıyoruz.
“Namaz”daki “haşyet”e gelince…
Basiret sahibi bir kişinin “haşyet” halini hissetmesi için “ALLAHU EKBER” sözcüğünün mânâsını tefekkür etmesi yeterlidir!.
Resme bakmak başka şeydir,resmi görüp resmi okumak başka şeydir.
Ben şurada karşıma bir resim asmışım.Bu resim,samanyolu Galaksi’sini gösteriyor.Ben bu resme bakıyorum,”Samanyolu Galaksisi” diyorum…Ortası biraz sarı- hiç bir şey belirgin değil,kenarlara doğru parlak noktalar var falan…ben resmi görmüyorum,şu an resme bakıyorum!
Ben ne zaman resmi görmeye başlarım?.Bu galakside bir yığın yıldızlar var ve bu yıldızların içinde bir nokta sadece Güneş, bu kadar büyük bu galaksinin içinde koskoca dev dünyamızın tâbi olduğu Güneş adını verdiğimiz-orada bir nokta olursa ya bu galaksinin içinde dünyanın yeri ne?benim yerim ne ? diye düşünmeye başlarsam ,işte resme BAKMAK durumundan çıkıp resmi GÖRMEYE başlamış olurum!
“Bu galaksinin içinde benim yerim ne?” diye düşünmeye başladığım zaman,işte o resmi okumağa başlamışımdır.Okumam biraz daha sürerse , bu galaksi gibi sayısız galaksileri yaratan güç yanında bu galaksi ve bu galaksileri yaratan “Allah” diye isimlenmiş olan – bütün bu galaksileri yaratmış olan yanında bu galaksinin yeri ne-benim yerim ne?” diye düşünmeğe başlar da beynimin durduğunu ve hiçbir şey düşünemez hale geldiğimi-hiçliğimi hissedersem; işte o resmi oraya asmaktan gaye yerine gelmiş ben resme önce BAKMIŞ-sonra GÖRMÜŞ-sonra OKUMUŞ ve bunun neticesi olan HAŞYET DUYGUSUNU HİSSETMİŞ ve de SECDE denilen hali yaşamış olurum!
İşte bu karşımdaki resim beni secde ettirmiştir ,Âlemlerin Rabbı’na-Rabbül Alemin’e!
Ben olaya böyle bakarken bir başkası da “Hadi ezan okunudu,gel namaz kılalım “der,iki takla-bir bakla tavuk yem yer gibi iki secde,”namazımı kıldım-secdemi ettim,Elhamdüllillah” der!
O , yaradılış gereği programının gereğini öylece yerine getirmiştir!
Buradaki programın gereği de böyle bakıp değerlendirmektir!
Ama bu “şuur boyutunun secdesi”dir,öteki “beden boyutunun secdesi”dir!
Bu ikisi birbirinden ayrı şeylerdir,hiçbirisi birbirinin yerini tutmaz. Ne tavuk yem yer gibi secde etmek ,”secde”nin yerini tutar,ne de bu secde onun yerini tutar. Biri “şuur boyutunun secdesi”dir,diğeri “toprak boyutunun secdesi”dir!

Ahmet Hulusi

Kategorisi Din • Tags: , , , , , , ,

Yorum Yaz

Protected by Copyscape Online Infringement Detector