9.Sınıf Temel Dini Bilgiler Dersi Notları

YARDIM İÇİN FACEBOOK HESABIM : https://www.facebook.com/mehtap.simsek.35
By admin - Tarihi: Çarşamba, Nisan 3, 2013 - Kaydet & Paylaş - 1 Yorum

9.Sınıf Temel Dini Bilgiler Dersi Notları

1. İslam Nedir?

– İslam, Allah’a teslim olup barış içinde yaşamak demektir. Allah’a teslim olmak O’nun öğütlerine, emirlerine uymak yasaklarından kaçınmak yani O’na itaat etmektir.


– Yüce Allah’ın, insanları iyiye ve doğruya yönlendirerek, dünya ve ahirette mutlu olmalarını sağlamak amacıyla peygamberleri aracılığıyla gönderdiği kuralların bütününe din denir. Din hem bir inanma biçimi hem de bir yaşam tarzıdır.
– Yüce Allah’ın Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar bildirdiği bütün dinlerin genel adı İslam’dır.
– Hz. Âdem, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed başta olmak üzere Allah’ın vahiyle görevlendirdiği bütün peygamberler İslam peygamberidir. Getirdikleri İslam dinine inanan insanlar da Müslümandır. Ancak sadece Hz. Muhammed’e gönderilen son din özgün halini koruduğu için bugün sadece onu “İslam” diye isimlendirmek gerekir.
– Her Müslüman iyiyi eylem hâline getiren ve her türlü kötülükten kaçınan barışsever bir kimsedir.
2. İslam’ın Temel Özellikleri
2.1. Tevhit Dinidir
– TEVHİD: Allah’ın birliğine inanmak. Allah’tan başka ilah olmadığına. Bütün evreni ve varlıkları yaratan, düzenleyen ve yöneten Tek bir üstün gücün olduğuna kesin olarak inanmak.
– Kelime- i Tevhid: La ilahe illellah. Anlamı: Allah’tan başka ilah yoktur.
– Kelime- i Şehadet: Eşhedu en la ilahe illallah. Ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu. Anlamı: Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. Şehadet etmek: Kesinlikle bilmek ve kabul etmek.
2.2. Akla Önem Verir
– İslam’da, dinî yükümlülüklerin temel şartı akıldır. İnsan aklıyla düşünür, bilgi üretir. Böylece iradesini de kullanabilir.
2.3. Barış Dinidir
– İslam; barış, teslimiyet, huzur ve kardeşlik gibi anlamlara gelir.
2.4. Sevgi Dinidir
– TEMEL HADİSLER: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız.”
2.5. Evrensel Dindir
– İslam, hükümleri tüm zamanlar için geçerli olan bir dindir. Hükümleri, belirli bir zaman dilimiyle sınırlı değildir.
– İslam’ın kuralları belirli bir bölge ya da ülkede değil dünyanın her yerinde yaşayan insanlar için geçerlidir.
2.6. Kolaylık Dinidir
– TEMEL AYETLER: 1. “Allah, insanı ancak gücünün yeteceği işle mükellef tutar…” (Bakara 285)
– HADİSLER: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz.”
– İslam’da Kolaylık Sağlanan Bazı Konular
o Hasta ve yolcu olanlar ramazan orucunu erteleyebilir veya tutmayabilir.
o Yolculukta olanlar Cuma ve bayram namazlarından sorumlu olmazlar.
2.7. Aşırılıklardan Uzak Bir Dindir
– AYET: Kur’an-ı Kerim’de dinî konularda aşırılığa giden kimseler kınanmıştır: “Ey ehl-i kitap! Dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın…” (Mâide 77)
– İbadetler konusunda düzenleme yapmak Allah’a aittir. Hiç kimse, ibadetlerle ilgili artırma ve eksiltme biçiminde yeni düzenlemelere gidemez.
2.8. Dünya ve Ahiret Dinidir
– TEMEL AYETLER: “Allah’ın sana verdiği imkânlar içinde ahiret mutluluğunu kazanmaya çalış, fakat dünyadan da nasibini unutma.” (Kasas 77)
– HADİS: “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış!”
– Müslüman dünya ve ahiret arasında bir denge kurmalıdır.
2.9. Fıtrat Dinidir
– Fıtrat, insanda hakkı, doğruyu, gerçeği kabul etme yeteneğinin potansiyel olarak varlığıdır.
– Her insan İslam fıtratı üzere doğar. Allah’a inanma bilinci doğuştan her insanda vardır. Her insan potansiyel olarak İslam’ı yaşayabilecek özellikleriyle doğar.
3. İslam ve Evren
– İslami literatürde âlem, duyu ya da akıl yoluyla kavranabilen Allah’tan başka bütün varlıklara denir.
– Kur’an, insanların yaşadığı bu evreni; “görülmeyen ve görülen âlem” şeklinde ikiye ayırır. Her iki âleme de hâkim olan sadece Allah’tır.
– AYET: “De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de aşikârı da bilen Allah!” (Zümer)
– İnsan, varlıklar, evrendeki mükemmel sanat eserlerini görüp, büyük sanatkârı yani Yüce Yaratıcı’yı tanıma özelliğiyle diğer varlıklardan ayrılır
– Kâinatın varlığı, Allah’ın varlığına bir delildir. Yüce Allah, kendi varlığını kavramak için hem tabiatı ve hem de insanın yaratılışını örnek olarak gösteriyor: “İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz ki onun (Kur’an’ın) gerçek olduğu onlara iyice belli olsun.” (Fussilet 51). Bu açıdan İslam, evreni Allah’ın varlığının ve birliğinin bir delili kabul eder. Bütün bunlar sonunda âlem, varlıklar, tabiattaki güzellikler insanı Allah’a imana ulaştırır.
4. İslam ve Hayatımız
– İnsan, başıboş olarak yaratılmamıştır. Bu varlık düzeninde insanın yerine getirmesi gereken birtakım sorumluluklar vardır.
– Dar anlamda ibadet, bir Müslüman’ın vakit ve mekânla kayıtlı Allah’ın emrettiği, hoşnut olduğu fiilleri yerine getirmesi demektir. Buna şekle bağlı ibadetler denir. Abdest, namaz, oruç, hac, zekât, kurban gibi belli vakit ve zamanlarla kayıtlı olan bütün ibadetler bu tanıma girer.
– Geniş anlamdaki bu ibadet bir Müslümanın Kur’an ve sünnet çerçevesinde Allah’ı hoşnut etmek adına yaptığı her türlü faaliyet olarak tanımlanabilir. Bu ibadet tarzı daha çok sosyal hayatla ilgilidir. Bunun en basit örnekleri bir Müslüman’ın insanlara selam vermesi, tebessüm etmesi, açları doyurması, yolda insanlara zarar verecek bir engeli kaldırması, hastaları ziyaret etmesi, birbirine dargın Müslümanları barıştırması gibi davranışlarıdır.
Kur’an-ı Kerim’in Diğer İsimleri
Her adlandırma ya da niteleme, Kur’an’ın ayrı bir işlevini ya da birtakım özelliklerini belirtmeye yöneliktir. Allah’ın Kur’an’ı nitelediği bazı isim ve sıfatlarla bunların Kur’an’da geçtiği yerlereşu örnekleri verebiliriz:
1- el-Kitâb: Kur’an kendisine belirli ve bilinen kitap anlamında el-Kitab” ismini verir.
2- el-Hüdâ: Yol göstermek, doğruya iletmek anlamındaki ismidir.
3- el-Furkân: Kur’an, hak ile batılı, helâl ile haramı tam anlamıyla ayırmıştır.
4- ez-Zikr: Anmak ve hatırlamak anlamına gelen bu kelime, Allah’ı hatırlattığı için Kur’an’ın ismi olmuştur.
6- el-Mev’ıza: Öğüt anlamına gelir. Kur’an, insanlık için en büyük öğüttür.
7- Şifâ: Kur’an, gönüllerin şifasıdır. Toplumun manevi açıdan huzura ermesini sağlayacak esaslar içerir.
8- Rahmet: Kur’an, Allah’ın insanlığa olan merhametinin bir eseridir. Herkese şefkatle davranmayı öğütler.
9- en-Nûr: Kur’an bir aydınlıktır, insanların yolunu aydınlatır.
10- el-Mübîn: O apaçık bir kitaptır. “Gerçekten size Allah’tan bir nûr, apaçık bir kitap geldi.” ayeti
Kur’an’ın bu iki özelliğini ortaya koymaktadır.
12- el-Büşrâ: Müjde anlamına gelen bu kelime de Kur’an’ı en iyi anlatan isimlerden biridir.

Vahiy “Allah’ın bir emir, hüküm ya da bilgiyi doğrudan veya elçi vasıtasıyla peygamberine bildirmesi” diye tanımlanır.
Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’e 23 senede ve bölümler hâlinde, vahiy yoluyla indirilmiştir. 23 yılda indirilmesinin sebepleri şunlardır.
İnsanların daha kolay ezberleyip koruması için
Daha kolay bir şekilde benimsenip kabullenilmesi için
Olayların akışına göre parça parça indirildiği için
AYET: sonu ve başı belli olan, uzun veya kısa, bir harf veya birkaç kelime ya da cümleden oluşan Allah’ın sözleridir.
Fâtiha suresinin başındaki besmele dahil, Kur’an’da 6236 ayet vardır. Diğer surelerin başlarındaki besmeleler sureleri birbirinden ayırmak için konulmuştur. Bunlar o sureye ait bir ayet değildir.
Ayetlerin surelerdeki dizilişi vahiy ile belirlenmiştir (tevkîfî).
Ayetlerin bir kısmı Mekke’de bir kısmı da Medine’de inmiştir. Mekke’de inen ayetlere Mekki, Medinede inen ayetlere Medeni ismi verilmiştir. Mekkî sure ve ayetlerin içeriği ağırlıklı olarak inanç esasları ve ahlaki değerler; Medine’de inen sure ve ayetlerin içeriği de daha çok ibadetler ve sosyal hayatla ilgili konulardan oluşmuştur.
İlk inen ayetler Alâk suresinin ilk beş ayetidir.
SURE: başı ve sonu belli, farklı sayıda ayetler içeren Kur’an’ın bölümlerine verilen isimdir.
-Kur’an’da 114 sure vardır.
En uzun sure 286 ayeti bulunan Bakara suresi, en kısa sure de 3 ayeti olan Kevser suresidir.
Başında besmele olmayan tek sure Tevbe suresidir. Hem başında hem de içinde besmele yer alan tek sure ise Neml suresidir.
Kur’an’daki yeri itibariyle Fâtiha suresi ilk suredir. Son sure ise Nâs suresidir. Fâtiha suresi aynı zamanda bütün olarak bir defada indirilen ilk suredir.
—Halife Hz. Ebu Bekir zamanında Zeyd b. Sabit başkanlığında bir komisyon tarafından Kuran-ı Kerim kitap haline getirilmiş, yine aynı komisyon tarafından Hz. Osman’ın halifeliği döneminde çoğaltılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’in Temel Özellikleri
1. Kur’an-ı Kerim lafzı, üslubu ve içeriği bakımından büyük ve ebedî bir mûcizedir.
2. Kur’an-ı Kerim Hz. Peygamber’e toptan değil, zamanın ve olayların akışına göre, Allah tarafından, Kadir Gecesi’nden itibaren, Cebrail vasıtasıyla Arapça olarak 610-632 yılları arasında parça parça indirilmiştir.
3. Kur’an-ı Kerim, en son kutsal kitaptır ve ondan sonra başka bir ilahî kitap gelmeyecektir
4. Kur’an, bize kadar hiçbir değişikliğe uğramadan gelmiştir, kıyamete kadar da bu özelliğini koruyacaktır.
5. Kur’an-ı Kerim’in kapsadığı yüce gerçekler kıyamete kadar bütün insanların ve çağların ihtiyacını karşılayacak değerdedir.
6. Kur’an-ı Kerim kolayca ezberlenebilir niteliktedir.

Kaynak olma bakımından Kur’an-ı Kerim’in getirdiği hükümleri üç maddede toplamak mümkündür:
1- İnançlarla İlgili Hükümler
Kur’an-ı Kerim’de inanç esasları arasında yere alan; Allah, melekler, kitaplar, peygamberler, kader, ahiret günü hakkında ayrıntılı hükümler vardır.
2- Davranışlarla İlgili Hükümler
Dinî açıdan sorumluluk çağına ulaşan fertlerin yerine getirecekleri görevlerle ilgili hükümlerdir. Kur’an-ı Kerim dinî hükümleri açıklamıştır. Bunların başında namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetler, helal ve haramlar; alışveriş, evlenme ve boşanma, aile hukuku, yönetim işleri gibi esaslar gelir.
3- Ahlakla İlgili Hükümler
Kur’an’da ahlaklı, erdemli bir fert ve toplum oluşturulması için gerekli olan hükümler bulunmaktadır. Kur’an’da geçen ahlaki kurallar insanın eğitilmesini hedefler. Ahlaki hükümlerin özünü, “Yaratan’a hürmet, yaratılana şefkat” ilkesi
oluşturur.

MEAL: Kuranı Arapça metnini okuyan bir kişinin okuduğunu anladığı kadarıyla başka bir dile aktarmasına denir
TEFSİR: dinî, sosyolojik, felsefi, bilimsel ve psikolojik pek çok veriden faydalanılarak kuranın yorumlanmasına denir.
Türkçe yazılan ilk tefsir kitabı Elmalı’lı M. Hamdi Yazır isimli alimin Hak Dini Kur’an Dili adlı eseridir.
SÜNNET: Kuran’dan sonra dinî kaynakların ikincisi olup, Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirleri (onayları) dır.
sünnet, üç bölümde ele alınır:
1- Sözlü sünnet: Hz. Peygamberin herhangi bir konuda yaptığı açıklamalardır. “Kâle Rasululah/Allah’ın elçisi şöyle dedi.” diye başlayan hadisler bu gruba girer. Örneğin “Ramazan hilâlini görünce orucu tutun, şevval hilalini görünce orucu yiyin.” şeklindeki hadisler sözlü sünnete örnektir.
2- Fiilî sünnet: Herhangi bir konuda Hz. Peygamberin yaptıklarının sahabe tarafından görülüp aktarıldığı haberlerdir. “Allah’ın elçisi abdesti şöyle alırdı.” şeklinde nakledilen ifade buna örnek olarak verilebilir.
3- Takrîrî sünnet: Hz. Peygamberin, huzurunda sahabe tarafından söylenen sözler ya da işlenen davranışları reddetmeyip susması, onaylaması veya güzel karşılamasıdır. Örneğin su bulunmadığı zaman teyemmümle namaz kılan bir sahabi, namazdan sonra su bulduğu hâlde namazı iade etmemiş, Hz. Peygamber de bunu onaylamıştır.
HADİS: Hz. Peygamberin söz, fiil ve davranışları yani sünnetin sonraki insanlara rivayet edilmesine denir.
Hadis aynı zamanda Hz. Peygamberin sünnetlerini kapsayan ilim dalına verilen isimdir.
Temel Kaynak Olarak Hadis ve Sünnet
Hadis ve sünnet, dinî hükümler için Kur’an’dan hemen sonra gelen çok önemli bir ana kaynaktır. Kur’an’daki hükümlerin açıklaması ve Kur’an’da bulunmayan hükümler için sünnete bakılır. Helal ve haram kılma konusunda Kur’an’la sahih sünnet arasında fark yoktur. Temel kaynak olarak sünnetin delil oluşunu gösteren Kur’an’dan bazı ayetler şöyledir:
“Kim Peygamber’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa suresi, 80. ayet.)
Hz. Peygamberden rivayet edilen hadislerde de Kur’an ve sünnete sarılmanın önemi üzerinde durulmuştur. Bu konudaki bazı hadislerden biri şöyledir:
“Size iki şey bıraktım. Bunlara sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla yolunuzu şaşırmazsınız; Allah’ın kitabı ve benim sünnetim.”
Sünnetin dindeki yerini üç maddede özetlemek mümkündür:
Sünnet, Kur’an’ın kapalı ifadelerini açıklar. Buna namazı, zekâtı ve haccı örnek olarak verebiliriz. Namazın nasıl kılınacağını, kaç rekât olduğunu, zekâtın hangi mallardan ne miktarda verileceğini, hac ibadetinin nasıl yapılacağını Peygamberimizin açıklama ve uygulamalarıyla öğrenebiliriz. Yine günlük hayatla ilgili helal ve haramlar gibi birçok konuda Peygamberimizin açıklamalarına ihtiyacımız vardır.
Sünnet, Kur’an’da yer alan hükümleri tamamlayıcıdır. Kur’an’ın mirastan bahseden ayetlerinde annebabanın, eşlerin ve çocukların mirastan alacakları pay bildirilir.Bu hükümler geneldir. Ayetlerde mirastan hisse alacak kişinin özelliklerinden bahsedilmez. Fakat sünnet, her anne-babanın ya da eşin vâris olamayacağını haber vermiştir.Örneğin vâris, mirasına konacağı kişiyi öldüren birisi olamaz. Bunu sünnetten öğreniriz.
Sünnet, Kur’an’da bulunmayan bir kısım hükümler koyar. Buna da yırtıcı kuşların etinin yenmesini haram kılan ve diyetlerle ilgili hükümleri tespit eden hadisler örnek olarak gösterilebilir. Sünnetin açıkladığı ya da bağımsız olarak hüküm koyduğu hususlarda, bu Kur’an’da yoktur, diye karşı çıkmak doğru bir anlayış değildir. Çünkü Hz. Peygamber’e hüküm koyma yetkisini veren bizzat Allah’tır.
2.2. Sünneti Anlama Yolları
Hadisler, senet ve metinden oluşur. Metne değerini senet kazandırır. Senet, hadisi birbirine aktaran isimlerin meydana getirdiği zincirdir. Hz Peygamber’in sözleri ve davranışlarını ifade eden kısma da metin denir. Hadisleri başta sahabe olmak üzere Peygamberimizden duyarak başkalarına aktaran kişilere ise ravi adı verilir. İşte, sünneti doğru bir şekilde anlamanın yollarının başında, hadisleri senet ve metin bakımından iyi araştırmak gelir. Hadis bilginleri senette yer alan ravileri çok dikkatli bir incelemeye tabi tutmuşlar ve hadisleri kabul etmede belirli şartlar ortaya koymuşlardır. Sünneti anlamada hadis metni üzerinde araştırma yapmanın da önemi büyüktür. Gerçekte Hz. Peygambere ait olduğu kesin olarak belirlenmiş hadisler, Kur’an’ın hükümlerine aykırı düşmez. Eğer düşüyorsa bu ya hadislerin makbul olmaması ya da bizim anlayışımızın eksikliğinden dolayıdır.
Sünnetin doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için izlenmesi gereken yöntemlerden bir diğeri de hadislere bütüncül bakabilmektir. Farklı rivayetlerde kastedilen anlam, ancak böyle bir bütüncül bakış açısıyla ortaya çıkarılabilir. Örnek olarak elbiseyi uzatma ve bu konuyla ilgili şiddetli ceza içeren hadisleri ele alalım.
Bu konuyla ilgili bir rivayette şöyle buyrulur: “Üç kişi vardır ki kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz:
(1) Verdiğini başa kakmak için verip, başa kakan, (2) yalan yere yemin ederek malına revaç sağlayan, (3) elbisesini uzatan.” (Müslim “İman” 46.) Bir başka rivayette de “elbisesi, topuklarının altına uzanan kimsenin cehennemde olduğu” bildirilir. (Buhari “Libas” 4; Nesâî “Zinet” 103.) Bu rivayetlerde geçen “elbisesini uzatan” sözünü hadis bilginleri “kibirlilik/büyüklenme” hâli olarak yorumlamıştır. O hâlde, elbisenin kibirle sürüklenmesi şeklindeki bu belirleme, “elbisesini sürüyen” genel ifadesiyle sınırlandırılmıştır. Rivayetlerde elbisesini uzatan kimsenin şiddetle cezalandırılmasından maksat ise onu kibirle sürükleyen kişidir. Eğer kibir yoksa dinî açıdan elbisenin uzun olması bir şey gerektirmez, sonucuna ulaşılır.
Hadislerin hangi ortam ve olaylarla ilgili söylenmiş olduğunu tespit etmek de sünneti anlama yollarından biridir. Peygamberimizin, ilgili sözünü hangi özel sebep ve gerekçeler üzerine söylediğini araştırmak son derece önemlidir. Buna hurmaların aşılanması ile ilgili hadisi örnek verebiliriz:
Bir defasında Hz. Muhammed (s.a.), Medine’de hurmalarını aşılayan halkı görünce onlardan böyle yapmamalarını istemiştir. O yıl aşılanma terk edildiği için hurmalar üzüm vermemiştir. Bunun üzerine Rasûlullah: “Ben ancak bir insanım, size dininizden bir şey emredersem onu hemen alın, kendi düşüncemle bir şey emredersem ben ancak ve ancak bir beşerim. Siz dünya işini daha iyi bilirsiniz.” buyurdular. Bu örnek bize Hz. Peygamberin peygamberlik yönüyle insani yönünü birbirinden ayırmamız gerektiğini göstermektedir.
Öte yandan, sabit olmuş hadislerde esas olan, bunların birbiriyle çelişmemeleridir. Eğer hadisler birbirleriyle mana olarak çelişkili gibi gözüküyorsa bize düşen görev, rivayetlerin arasını uzlaştırmaktır. Bu işlem yapıldıktan sonra, bu rivayetlerden birisi tercih edilir. Buna, kadınların kabir ziyaretleriyle ilgili hadisler örnek verilebilir. Bu rivayetlerden birisinde kadınların kabir ziyaretinden men edildiği (Tirmizi “Cenâiz” 61; İbn Mâce “Cenâiz” 40), daha sonra gelen çok sayıdaki rivayette ise artık yasağın kaldırıldığı bildirilmektedir. (Müslim “Cenâiz” 36). Kabirleri ziyaret etmekten maksat “ölümü” hatırlamadır. Ölümü hatırlamaya sadece erkekler değil, kadınlar da muhtaçtırlar. Nitekim Hz. Peygamberin kızı Hz. Fatıma, babasının amcası Hz. Hamza’nın kabrini her cuma ziyaret eder, ona dua eder ve kabrinin başında ağlardı. Bu nedenle kadınlara kabir ziyaretinin yasaklanması doğru ve mantıklı olmayacaktır.

Kategorisi Din • Tags: , , , , ,

One Response to “9.Sınıf Temel Dini Bilgiler Dersi Notları”

Comment from görkem
Time 08 Nisan 2013 at 20:40

güzel

Yorum Yaz

Protected by Copyscape Online Infringement Detector