Nabızla ilgili deyimler

YARDIM İÇİN FACEBOOK HESABIM : https://www.facebook.com/mehtap.simsek.35
By yakaza - Tarihi: Salı, Ekim 8, 2013 - Kaydet & Paylaş - Yorum Yaz

Nabızla ilgili deyimler

(birinin) nabzına girmek
elindeki imkânları kullanarak birinin hoşnutluğunu kazanmak, birini yola getirmek ve düşüncelerini benimsetmek.
Deyim

§ (birinin) nabzına göre şerbet vermek
birinin hoşuna gidecek, gururunu okşayacak yolda davranmak: “Başına gelmeyen bela kalmadı. Azıcık nabza göre şerbet versen başına bu dertler gelmezdi.” -A. Boysan.
Deyim

§ nabız almak
nabzını saymak.
Deyim

§ nabız yoklamak
nabzını yoklamak.
Deyim

§ nabzı atmak
1) kalp vuruşu sürmek; 2) mec. ortaya çıkmak, görünmek, belli olmak: “Viyana’da hayat sevincinin nabzı kahvelerde atar.” -H. Taner.
Deyim

§ nabzı durmak
ölmek: “Nabzı durdu, nefesi durdu galiba.” -Y. Z. Ortaç.
Deyim

§ nabzını saymak
bir dakikadaki kalp atışını saymak: “Sonra bileğini avucumun içine alarak nabzını sayıyorum.” -R. N. Güntekin.
Deyim

§ nabzını tutmak
1) nabzını saymak için bileğini tutmak: “Doktor, hallacın yanına vardı. Nabzını tuttu.” -S. F. Abasıyanık. 2) mec. düşüncesini, niyetini, eğilimini anlamaya çalışmak.
Deyim

§ nabzını yoklamak
1) niyetini, düşüncesini, eğilimini anlamaya çalışmak: “Milletin sesini işitmek, nabzını yoklamak, meselesini ve durumunu kaynakta öğrenmek istiyordu.” -T. Buğra. 2) düşünce, niyet ve eğilimi anlamak için ön araştırma yapmak.
Deyim

Kategorisi Deyimler • Tags: , ,

Yorum Yaz

Protected by Copyscape Online Infringement Detector